2020 ‘ye gireli 28 Gün olmuşken, henüz bir mutlu haber ile karşılaşmamanın hüznü ile bu yazımı yazıyorum.


2020 ve Ocak ayı toplum ve dünya olarak bizleri hiç iyi karşılamadı. Bir bilim kurgu ya da korku filminin fragmanını izler gibi hissediyorum. Daha neler gelecek diye kendi kendime korku ve endişe içinde ve dualar eşliğine günüme devam etmeye çalışmaktayım.2020 senesi sanki tüm insanlığın bugüne kadar yapmış olduğu haksızlık, adaletsizlik, cahillik, imansızlık, ahlaksızlık ve günahların toplamı olarak bizden intikamını alıyor. Doğanın hor kullanılması, hayvanlara yapılan eziyetlerde cabası. Gerek doğa ve gerekse Yaratan’ın artık insanlara karşı sert bir uyarısı şeklinde de devam etmekte.


Seller
Yangınlar

Depremler

Kazalar

Virüsler
savaşlar
Kavgalar
Tacizler

Cinayetler
Yolsuzluklar
Hırsızlıklar
Haksızlıklar

….

 

  1. listede uzayıp gidiyor. Bazen düşünmüyor değilim ,aslında dünyada olağan şeyler bunlar sadece daha sık ve olmaya başladı ya da farkındalıklarımız açılsın diye art arda olmaya başladı. Deprem konusuna gelince, deprem biliyorsunuz ki öldürmüyor. Gerçi kader denen bir gerçekte var ama onun dışında da tedbirli olmamız gerekiyor. Rahmetli deprem bilim insanı Ahmet Mete Işıkara’nın ‘’Deprem öldürmez ,bina öldürür.’’ sözü yankılanıyor kulaklarımda. Deprem sonrası yıkılmış binaların fotoğrafları da depremin değil de binanın ölümlere sebebiyet verdiğini gözler önüne seriyor. Devletimiz ve belediyelerimiz, ülke genelinde peki neler yapmaya başladı? Deprem kuşağı olan bir ülke ve bölgede yaşamaktayız. Yaşadığımız binalar en küçük sarsıntıda dahi sallanırken büyük depremlere ne kadar dayanıklı. Ben isterdim ki başta bizim belediye ekipleri olmak üzere, ülke genelinde bir deprem seferberliği ilan edilip. Tüm binaların yeniden depreme dayanıklı olup olmadıkları gözden geçirilebilirdi. Hangi binalar oturmaya müsait hangi binalar oturulamaz tespiti yapılıp gerekenlerin yapılmasını beklerdim. Şimdiden konteynır evler ya da tek katlı ahşap evlerin yapılmasını mini bir şehir kurulmasını, evlerine depreme dayanıklı değil denilip ,oturulamaz izni verilenlerin yerleşmesini beklerdim. Sonuç ise sadece izlemek oluyor. ,deprem anında neler yapılması gerektiğini kısaca deprem anı bilinçlendirecek konferansların halkımıza düzenlenmesini istiyorum. Kapalı alanlarda, yaşam üçgenini oluşturmayı öğretmesini hatta birerde deprem çantası verilmesini isterdim. Tabi bu deprem seferberliğinde ilkyardım bilgisini de unutmamak gerekiyor. Belki belediye ve belediyelerin böyle bir acil plan uygulama toplantıları olmuşturlar da dilerim hayata geçirip tüm vatandaşları depreme hazırlarlar.