Bugünkü Haberler

ALİ ÇETİNKAYA(3)

Ali Çetinkaya başlıklı önceki yazılarımızda, Lozan anlaşmasının yapıldığını, ancak Ingiliz kışkırtması ile şeyh Sait isyanının gerçekleştiğini, bu sebeble o günkü adı ile Milletler Cemiyeti temsilcilerinin Musul, Kerkük ve Süleymaniye bölgesinin Irak tarafında bıraktığını ve bu kaybı içine sindiremeyen yeni Cumhuriyetin kurucuları, ıstiklâl mahkemelerini devreye sokmak zorunda kalıp, birçok idam ve sürgün cezası verdiğini anlatmaya çalışmıştım.
Istiklâl mahkemeleri Kurtuluş savaşının başlama tarihi kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet meclisinin kurulma tarihi olan 23 Nisan 1920 den çok kısa süre sonra teşekkül ettirilmiştir 18Eylül 1920. Sebebi ise Yunan işgaline çeşitli yollar ile destek verenleri, çete kurup fakir köyleri haraca bağlayanları ve asker kaçaklarını cezalandırıp, işgal edilmemiş yerlerde nizamı sağlama gayreti iledir. Bu mahkemede, yunan işgaline alenen destek çıkan, işgale karşı çıkanları ihbar edip yunanlılar tarafından hapis edilmelerini sağlayan Babaeski müftüsü Ali Rıza Efendi de yargılanmış, yunan isgaline verdigi destek belgelenmiş10 yıl ceza almış ve  savaş sona  erdikten sonra çıkarılan genel af ile serbest kalmıştır.
Iskilipli Atıf hoca Giresun Istiklâl mahkemesinde, sadece yazdığı kitaptan dolayı yargılanmış ve beraat etti demiştik. Kitabın basım ve dağıtımı da yasaklama getirilmisti. Başında Ali Çetinkaya’nın bulunduğu Ankara Istiklâl mahkemesi geniş bir araştırma yapar Atıf hoca hakkında. Bu araştırmada Atıf hocanın Teali Islam cemiyetinin imkanlarını kullanarak, “Yunan işgal ve isteklerine  karşı çıkmayın” diye yazdığı bildirilerin köylere kadar gönderildiği hatta Yunan uçakları ile yerleşim yerlerine atıldığı belgelenir. Ayrıca Teali Islam Cemiyetinin çıkarmış olduğu gazetede yazdığı bir yazıda “Islamın kilidini ıngilizler koruyacak” diye yazabilecek kadar ihanet içerisine girmiş olduğu belge ile tesbit edilir. Yine aynı gazetede Sultan Vahidettin ve Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin imzası olan,  Mustafa Kemal hakkındaki katli vaciptir anlamına gelen fetvayı yayınlanmakta bir beis görmemiştir.
Ayrıca Giresun, Antep, Rize, Maraş ve Konya da çıkan isyanlarda, isyancıların üzerinden Atıf Hoca’nın yazdığı kitap çıkmıştır. Daha önce yasaklanmış olmasına rağmen basım ve dağıtım devam etmiş halkın  dini duyguları kullanılarak isyanların devam ve büyüme göstermesine yardımcı olduğu belgelenmiş ve Ocak sonu Şubat başı 1926 yılında Ali Çetinkaya’nın başında olduğu Ankara Istiklâl mahkemesi tarafından yeniden yargılanmıştır. Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile beraber. Ingiliz destekli Yunan işgali başarıya ulaşmadı ve sefer de din adamı dediğimiz kişilerin, ıngiliz ajanları ile halvet olduğu ve kendi çıkarları için “Gavur” dediğimiz bir millet ile kolkola girdiği ayan beyan ortaya çıkmıştır. Neticede hem iskilipli Atıf Hoca hemde Babaeski müftüsü Ali Rıza Efendi suçlu bulunup idam edildiler. Bugün “Keşke yunan kazansaydı” diyebilenler, o gün hesabı şaşmış olanlardır. Istiklal mahkemeleri her yargıladığı din adamını asmadı. Kur’anı Kerimi Türkçeye çeviren Elmalılı  Hamdi Yazır başta olmak üzere, yüzlerce din adamı, aydın kesim, sade vatandaş yargılanmış ve beraat etmiştir.
Ne Ali Çetinkaya’nın nede ıstiklâl mahkemelerinin  savunucusu değilim. Ancak tarih yargılanırken, o gün şartlar ne idi ona bakmak lazım. Bu ülkede üç politikacı idam edildi ve yıllar sonra “Pardon” dendi. Üç genç idam edildi yine “Pardon” dendi. Bir ihtilal yapıldı ve kırka yakın genç idam edildi, yüzlerce aile darmadağın oldu ve binlerce insan iskence gördü. Ilginç olan ise o iktidar yüzde doksan iki kabul gördü. Bugün ise herkes onlara küfür edip bir nevi “Pardon” diyor. Yakın tarihte düzme belgeler ile yüzlerce asker cezaevinde yattı. Bu defa pardon denilmedi ama “Kandırıldık” denildi. Bugün dahi bir ihanet şebekesinin kökünü kazımaya çalışıyor devletimiz. Kurunun yanında yaş da yanabilir. Yarın da onlara “Pardon” denilecektir.
Sevgili okurlar. Konu dağıldı demeyin, biliriz ki harman olmadan mahsul çuvala girmez.
Devam edeceğiz efendim. ..


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa