Bugünkü Haberler

ALİ ÇETİNKAYA(4)

Balıkesirli olduğu kabul edilen ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulması zaruri olan Istiklâl mahkemelerinin gaddar başkanı Ali Çetinkaya’yı kısmen tanıtmaya gayret ettik. 28 Mayıs 1919 da Ayvalık ilçemize çıkmak isteyen Yunanlılara karşı ilk silahlı direnişi başlatan komutan ve sonraki yıllar içinde Kurtuluş Savaşı içinde yer almış olup Ankara Istiklâl mahkemesi başkanlığı yapmıştır. Bugün dahi Cumhuriyet ile sorunu olan herkesin saldırdığı bir hedef halindedir. Iskilipli Atıf Hoca bahane edilip, o günün şartları göz önüne alınmadan eleştirilir ve çokça da hakaret görür. Atıf Hocanın idam kararı nasıl verildi bir önceki yazımızda izah etmeye çalıştık. “Anayasaya muhalefet etmek ve düşman çıkarlarına uygun düşen  davranış sergilemek” Kısaca vatana ihanet. Hem de belgelenmiş olarak. Herşey hukuka uygun.
Bu mahkemelerin kuruluş amacı asla dindar insanlar üzerinde bir baskı oluşturmak için değildi. Vatansever insanlar kurtuluş mücadelesi verirken, bu mücadeleye hem destek olmayan hemde köstek olan, işgalci güçlerin temennileri doğrultusunda hareket eden ınsanlara karşı kuruldu. Yanlış kararlar verme ihtimali var mıdır? Elbette vardır. Ancak Atıf Hoca gibi kendi otoritesi sona ermesin diye dini kullanan insanlara karşı olduğunu sanmıyorum. Bugün dahi üç karış sakal ile on liralık ayak terligini yüzelli liraya satan din adamı var. Neymiş o terligin kerameti derseniz, okunmuş efendim. Peygamber efendimizi rüyasında görme ihtimali varmış o terligi giyenin. Din ticaret aracı değildir. Din şahsi çıkar için kullanılamaz. Din adına maddi çıkar sağlamak din adamlığı değil, din tüccarlığıdır. Hasan Sabbah gibi şarlatanlar tarihin her döneminde var olmuştur ve bundan sonra da var olmaya devam edecektir. Önemli olan kutsal dinimizi doğru öğrenip bunlara aldanmamaktır.
Konumuza dönecek olursak, Ali Çetinkaya 1927 yılında ıstiklâl mahkeleri kaldırılıncaya kadar  görev almıştır. Aynı mahkemede görev alan Reşit Galip, şu an kaldırılmış olan “Andımızın” yazarıydı. Eski bir hesap bugün görülmüş oldu. Ali Çetinkaya Anayasa çalışmalarında Ziya Gökalp,  Yusuf Akçura,  Celal Bayar gibi isimlerle beraber çalıştı. Uzun süre Halk partisi grup başkanlığı yaptı. Meclis de Ardahan mebusu Deli Halit paşa ile bir konu hakkında yaptığı bir münakaşa arbedeye döndü ve Deli Halit paşa, o sırada ateş alan bir silah ile can verdi. Çetinkaya yargılandı ve nefsi müdafa olarak değerlendirilip ceza almadı. “Idareye yakın olduğu için ceza almadı yoksa ceza alması gerekirdi” diyenler de olacaktır. Bir kayırma var veya yok diyemem. Ancak bu tip kayırmalar ile ilgili, en az bin tane örnek sayabilirim bu güne kadar yapılan.
Ali Çetinkaya’nın birinci meclis ile başlayan mebusluk hayatı 1946 yılına kadar devam etti. DP iktidarı ile beraber halkın teveccühünü kaybetti. 1934-1939 yılları arasında Bayındırlık Bakanı olarak görev yaptı. Ankara da yapılan resmi binaların çoğu onun bakanlığı sırasında yapılmıştır. Demiryollarına çok önem verdi ve bakanlığı dönemide 1200 kilometre  demiryolu yapılmasını sağladı. Milliyetçi bir yaklaşım ile birçok yabancı yatırımın millileştirilmesini sağladı. O günlerin gerçeği  her konuda Millî olmak idi. Çünkü yabancı yatırımcı getirdiğinden fazlasını götürmüş ve o nesil bunun farkına varmıştı. Özgür olmanın birinci şartı Milli ekonomiye sahip olmaktan geçiyordu.
1931 yılında Nuri Demirağ bir proje ile gelir Ali Cetinkaya’ya. Istanbul boğazında, içinden demiryolu da geçen bir köprü yapma projesi. Ali Çetinkaya  bu projeye onay vermez. Gerekçesini ise şehrin güzelliğini bozar diye belirtir. Doksan yıl önce şehrin güzelliğini esas alan, “Cellat” lakaplı bir insan, bugün ise her yeri beton ile dolduran “İnsan” lakaplı celladlar.
1949 yılında vefat eden Çetinkaya, hayatını ve milli mücadeleyi anlatan kitaplar ve sayısız makale yazmıştır.Mezarı Afyon Karahisar asri mezarlık içinde bulunan anıt mezardadır.
Gelecek yazımızda bir başka Balıkesirli ile beraber oluncaya kadar hoşçakalın.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa