Bugünkü Haberler
Ekspres Gazetesi

BALIKESİR HUTBESİ

Mustafa Kemal Atatürk evlendikten sonra ilk ziyaretini 6 Şubat 1923 yılında şehrimize yapmıştır. Yanında eşi Latife hanım, Kazım Karabekir paşa ve diğer erkan bulunmakta idi. Yaklaşık elli bin kişinin katıldığı bir kalabalık tarafından karşılanan Gazi, Milli Kuvvetler caddesine serilen halılar üzerinde yürüyüp, gelen kalabalığı selamlamıştır. Geceyi şehrimize geçirmiş, ertesi gün, Zağnos Paşa Camii’inde öğle namazına müteakip okunan Mevlid-i Şerife iştirak etmiş ve okunan mevlid sonrasında Minber’e çıkarak bir konuşma yapmıştır.

Başlıkta Hutbe dedim ama öyle bilinip, öyle akıllarda kaldığı içindir. Aslında Gazi Paşa’nın yaptığını, konuşma veya Nutuk diye isimlendirmek gerekir. Hutbe, Cuma veya Bayramlarda okunur ve Gazi Paşa’nın konuşma yaptığı gün ise Çarşamba’dır. Peygamber efendimiz genelde O günlerin önemine dair konuları tercih eder ve halkı bilgilendirmeye gayret ederdi. Daha sonra çeşitli gelişmeler olsa da “Öz” itibariyle bu şekilde olduğu kabul edilir. Her dini konuda olduğu gibi bu konu hakkında da fikir ayrılığı yaşanmış ve “Asıl” dan ziyade “Şekil” ön plana çıkmıştır. Işin o kısmını uzmanlarına bırakıp konumuza dönelim.

Gazi Paşa’nın bu konuşmayı yapmasının bir çok sebebi mevcuttur. En önemli kısmı ise dinimize daha sonradan girmiş olan ve aslında dinde olmadığı halde varmış gibi muamele gören uygulamalara dikkat çekmek içindir. Akıl ve mantığa en uygun din olarak, dinimizi işaret etmekte ve ikileme düştüğümüz bir durumda müracaat edilecek yerin Kur’anı Kerim olması gerektiğini anlatma gayreti içindedir. Ikinci bir konu ise devamlı halk ile temas etmiş bir lider olarak, halkın fikir ve görüşlerine itibar ettiğini göstermek içindir. Gerçi Kazım Karabekir Paşa, anılarında belirttiği üzere, onun bu konuşmasını “Hilafet” makamına kendisinin geçmek üzere yaptığı nabız yoklama olarak değerlendirmiştir. Bu konuda ne kadar haklı olduğunu bilemiyoruz. Ama siyasi bir güç olarak elde etmek istemesi anlaşılabilir. Hatta yine Karabekir Paşa hatıralarında şöyle bir fikre yer verir. “Kendisinin Halife olmasındaki zorlukları gördü ve bir teklif getirdi. (Osmanlı hanedanının en küçük erkek üyesi halife olsun, bende onun Bani’si olayım) dedi.” der. Bani kelimesini “Birinin yetkilerini kullanan kişi” olarak anlayabiliriz. Sözlük anlamı ise “Kuran, yapan kişi” anlamındadır. Gazi bu teklifinde kabul görmeyeceğini anlamış ve ısrarcı olmamıştır.

Mustafa Kemal, daha kurtuluş savaşına başlamadan, aklında olan yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğunu biliyoruz. Bu yolda mesafe alabilmek için önce Saltanat makamını, ardından da Hilafet makamını kaldırmıştır. Bugün yapılan bazı tartışmaların temelinde bu konu yatmaktadır. Her Cumhuriyetin dayandığı bir özellik vardır ve hepsi aynı anlama gelmez. Mesala Iran’da bir Cumhuriyettir ama Islami esaslara dayanır. Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı esas ise Laiklik ilkesine dayanır. Buna kısaca Din ve vicdan hürriyeti diyoruz. Zaten devletin zirvesi “1400 yıl öncesinin değerleri ile bugünü yönetemeyiz” derken, kasdedilen dini esaslar değil, O günlerin gelenek ve görenekleridir.

Bir din adamımız “Beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama Deaş, Kur’an ve Hadislere uygun hareket ediyor” demişti. Hiçbir Müslüman ülkenin destek vermediği bu örgüt, madem ki doğru hareket ediyor neden herkesin düşmanı haline geldi? Çünkü bugünü 1400 yıl öncesi gibi değerlendiremezsiniz. Çok küçük gibi görünen yorum farkları, ciddi sonuçlara varabiliyor. Misal verecek olursak, Hz. Muhammed (SAV) köleliğe karşı idi ama bu gelenek Arabistan da 1960 yılına kadar devam etti. Peygamber sünneti diye elinde misvak ile gezenler, Peygamber sünneti diye köleliği kaldırmadı ve sonuçta dış ülkelerin baskısı ile kaldırdı.

Tek bir din olduğu halde, çeşitli mezhep ve tarikatlara ayrılmak, çok basit konuda dahi fikir ayrılığı yaşamak ve dini duyguların çıkar amaçlı kullanılması en büyük sorun haline gelmiştir. Gazi Mustafa Kemal bunu gördüğü için O konuşmasında, akıl ve mantığa işaret etmiştir.

Doğru düşünce; dile getirenin kimliği ile ilgili değildir. Doğru olması yeterlidir…08


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa