Bugünkü Haberler

CUMHURIYETIN ILANI(1)

Balıkesir doğumlu ünlüler yolculuğumuza iki yazılık bir ara verip, Cumhuriyet hakkında konuşalım istedim. Iki yazıdan sonra ünlülere devam edeceğiz efendim.
Önümüzdeki pazartesi günü Cumhuriyet sistemine geçişin 95. yılını kutlayacağız. Ben kutlama diyorum ama Cumhuriyetin ilanını reklam arası gibi görenler için ne anlam ifade eder, onlara sormak lazımdır. Roma imparatorluğunun milattan önce seyrettiği, 1450 li yıllarda Floransa’nın Papa’ya rağmen seyretmek için mücadele verdiği, Fransızların 1799 da seyretmek için mevcut idareye ve kiliseye karşı ayaklandığı ve elde ettiği reklamı biz 29 Ekim 1923 yılından bu yana izleme imkanımız oldu. Peki Cumhuriyet hangi şartlarda ilan edildi ve ilan safhasına nasıl gelindi?
Mustafa Kemal başından beri Kurtuluş savaşın da başarı kazanırsa, yeni bir devlet kurmak ve bu devletin yönetim şekli olarak da Cumhuriyet olmasını arzulamış ancak bundan kimseye söz etmemiştir. Sadece Hasan Rıza Soyak’a not ettirmiş ve kimseye soylememesini tenbih etmiştir. Zaten Erzurum Kongresinde “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü ile açık vermiş ama Sivas kongresinde “Cumhuriyeti ilan edelim” teklifine kargaşa yaratabilir düşüncesi ile karşı çıkmıştır. Yeni bir sistemi savaş şartlarında konuşmak uygun olmazdı.
Cumhuriyet yolunu açmak için 1Kasım 1922 de saltanat, Mustafa Kemal’in zorlaması ile kaldırıldı. Bu duruma en yakın arkadaşları dahi karşı çıktı ama sonuç değişmedi. Saltanatın kaldırılmasına karşı ilk hamle 2Aralık 1922 de geldi ve bir önerge verildi muhalif vekiller tarafından. “Mebus olabilmek için bu günkü sınırlar içinden olmak ve taşınma söz konusu ise bir yerde en az beş yıl oturmuş olmak” şeklinde. Bu önergede amaç Mustafa Kemal’i meclis dışı bırakmak, yapmasından çekindikleri yeni düzenlemelere engel olmaktı. Saltanatın kaldırılması Mustafa Kemal’in arkadaşları tarafindan da yadırgandı ve çevresindeki insan sayısı azalmaya başlamıştı. Önerge bu yalnızlık durumu da göz önüne alınarak verilmişti. Söz alan Mustafa Kemal “Doğduğum yer bugünkü ülke sınırları dışında kalmıştır. Bu ülkeyi kurtarmak amacıyla hep savaş halinde olduğumdan, hiçbir yerde beş yıl devamlı oturma şansım olmadı. Ulusun sevgisini kazanmış bir insan olarak mebus olma hakkımı elimden almaya gayret etme hakkını nereden alıyorsunuz?” diye bir konuşma yapar ve önerge reddelir.
Nabız yoklamak için Batı Anadolu’ya geziye çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, bir bildiri dağıtarak “Son gelişmelerin Islâm alemi için ızdırap olduğu ve kabul edilemez olduğu” şeklinde görüş belirttiler. Iki gün sonra cevap verdi bu bildiriye Mustafa Kemal. Hilafet makamının din ile bir ilgisi olmadığını, siyasi bir mevkii olduğunu, bu yoldan dönmesinin ancak ölümü ile mümkün olabileceğini söyledi. Ayrıca memletin bekası için Ittihat ve Terraki üyelerine siyasete karışmama çağrısı yaptı. Bu arada lozan görüşmelerinin birinci bölümü bitmis ve Ismet Paşa yurda dönmüştü. Meclis kapalı oturumları şiddetli tartışmalara sahne olmuş Trabzon mebusu Şükrü Bey’in Topal Osman tarafindan öldürülmesinde Mustafa Kemal sorumlu tutulmuştu.
Birinci meclis ile yol alamayacağını farkeden Mustafa Kemal Haziran-Temmuz 1923 de seçime gitti. Buna mecbur kaldı çünkü ülkede iki başlı bir görüntü ortaya çıkmış, saltanat kaldırıldığı halde, Ankara meclisinin Halife seçtiği Abdülmecid devlet başkanı gibi hareket etmeye başlamış ve Saltanat isteyen muhalif gruplar bundan cesaret almaya başlamıştı. Yeni seçimle beraber biraz daha ılımlı bir meclis teşekkül etmişti. Ikinci meclis göreve basladığında lozan görüşmeleri de bitmiş ve onaylanmıştı. Türkiye artık bağımsız bir devlet olmuş ama henüz ismi konulmamış ve başkanı da belli olmamıştı.
Yeni devletin Başkenti neresi olacak konusu uzun uzun tartışılmış ve Ankara olması 13Ekim 1923 de oy çokluğu ile meclis de kabul edilmişti. Cumhuriyetin ilanı yolunda bir adım daha atılmış geriye sadece ilanı kalmıştı. Muhalif kadro bu gelişmelerden rahatsız olmakla birlikte meclisin aldığı kararlara da uymak zorunda kalıyordu. Devam edecegiz efendim…


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa