Bugünkü Haberler

CUMHURİYETİN İLANI(2)

Bir önceki yazım da Mustafa Kemal’in başından beri Cumhuriyet kurma fikrinin aklın da olduğunu, bu uğurda mücadele ettiğini, Erzurum kongresinde bu fikrinin izlerini taşıyan “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyerek ilk sözü söylediğini, süreç içerisinde saltanatın kaldırıldığını, Halife seçilen Abdülmecid’in devlet başkanı gibi davrandığını ve yeni devletin bir adı olmadığını ifade edip, birinci meclis fesh edilip seçim yapılarak ikinci meclisin oluşturulduğunu eklemiştim. Gelişmeler “Ne oluyor” sorusuna sebeb verdi.
“Ne oluyor” sorusuna cevap arayan muhalif kadroya, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşları olan Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa gibi yakın isimler de destek vermeye başladı. Bu karşı çıkmalar aslında biraz da Atatürk’ün tek adam olma ihtimaline karşı şekilleniyordu. Karabekir Paşa hatıralarında şöyle bir cümle sarf eder. “Sanki savaş sadece Batı cephesi ile sınırlı idi ve diğer komutanların Doğu cephesinde neler yaptıkları yok sayıldı” Hatta devam ederek “Her şeyi ben yaptım diyen bir zihniyet, herşeyi ben yaparım deme ihtimali olduğu için O’nun Cumhurbaşkanlığına ve Cumhuriyete karşı oldum” demektedir.
Cumhuriyet ilanını Nutuk da farklı anlatır Mustafa Kemal. Şöyle ki; “Bir hükümet sorunu ortaya çıkmıştı ve Meclis Bakanları seçemiyordu mecburen müdahale etmek zorunda kaldım” der. Aslında Hükümet sorununu kendi bilinçli meydana getirmiş ve Cumhuriyetin ilanı için zemin hazırlamıştı. Ülke hükümetsiz kalmış ve meclisin önde gelen isimleri akıl danışmak için Istanbul yoluna düşme ihtiyacı hissetmişti. Bu isimler Rauf Bey, Karabekir Paşa, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa idi. Onların Istanbul da yaptıkları temaslar Halife Abdülmecid’e destek olarak algılanıyordu. Bu iki başlılık ciddi sorun haline gelmeye başlamıştı. Ilginç olan şudur ki Istanbul da bulunan Halifeye ve Hükümete karşı çıkmıştı bu paşalar Kurtuluş savaşı sırasında. Aradan zaman geçince ve sanırım gerekli payeleri alamayınca çare olarak yeni Halife akıllarına geldi. Üstelik Askerlikten ihraç edilen Atatürk’ü silahlarını teslim etmeyen ve Doğu Cephesi Komutanı olan Karabekir Paşa “Ben ve Ordum emrinizdeyiz komutanım” diye karşılamıştı.
28 Ekim gecesi Ismet Inönü ve diğer kendine yakın gördüğü isimleri Cankaya’ya davet eden Atatürk “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” deyip nihai fikrini açıklar. 29 Ekim sabahı saat 10 da hükümet krizine çözüm için meclis toplanır. Söz alan mebuslar “Gazi neden gelip fikrini açıklamıyor” diye sorunca bir gün önce Çankaya da olan Kemalettin Sami Paşa “Krizin çözümü için Gazi’nin görevlendirilmesini” teklif etti ve kabul gördü. Kürsüye gelen Atatürk bir saat muhlet istedi ve bir saat içinde meclis de muhalif olanlar ile tek tek görüştü, ikna etti. Tekrar kürsüye gelen Atatürk Anayasa değişikliği istedi. Ilk madde Cumhuriyet ilanı. Balıkesir Mebusu Vehbi bey şaşkın şekilde karşı çıktı ama meclisin yarısı zaten boş olduğu için, cılız kaldı muhalif itirazlar.
287 kişilik mecliste o akşam 158 kişi vardı. Hatta azınlıkta kalınacağı anlaşılmış ve o güne kadar meclise hiç gelmemiş 9 kişi apar topar getirilip yemin ettirilmiş ve ekseriyet sağlanmıştı. Sonuç olarak yeni Anayasa madde madde oylandı, Cumhuriyet’in ilanı 158 kişinin katıldığı oturum da oy birliği ile kabul edildi ve Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı oldu. Kimilerine göre diktatör, kimilerine göre ulu önder olarak anıldı.
Millet olarak bir hastalığımız var ki deva bulacak gibi değil. Insanları bir harekete bağlı kalarak hain veya kahraman ilan etmede üstümüze yok. Yavuz Sultan Selim’i överken, yaptığı Türkmen kıyımından hiç söz açmayız. Fatih’i överken, masum şehzadelerin nasıl boğulduğu da gelmez aklımıza. Hele hele Kanuni’yi yere göğe koyamayız ama Fransızlara verdiği ayrıcalık, başa ne işler açtı bilmeyiz.
Cumhuriyet’e reklam arası diyenler! Herşeyiyle Alpaslan da bizim Abdülhamit de. Deli Ibrahim de bizim Kanuni de. Osman Bey de bizim Atatürk de.TÜRK TARİHİ beğendiğiniz malı alabileceğiniz pazar yeri değil, 3000 yıllık bir destandır. 95.YIL KUTLU OLSUN.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa