Farkında mısınız? Bir zamanlar yanınızda görmüş olduğunuz insanların bir zaman sonra yakınınızda dahi görmediğinizin. Zamanın su gibi akıp geçmesine bazen sizinle birlikte olup bu akışa uyum sağlayamayan insanlarda olabiliyor. Bu kişi siz de olabilirsiniz.

İnsanların en başta tahammül sınırlarının artık aşıldığı zamanlardayız. Gerek dünyavi işler gerek gelecek kaygısı gerek sağlık sorunları derken kalabalıklar içinde yalnızlaşmaya başlıyoruz. Bana kalırsa bu yalnızlaşmalar son derece kaliteli bir yaşamın size konforlu bir hayat hazırlaması ile başlıyor.

Düşününün bakalım, kalabalıklar içinde mi ruhunuzu daha iyi hissediyorsunuz?
Yoksa yalnız kaldığınız zamanlarda mı kendinizi daha huzura ermiş hissediyorsunuz?
İşte bu ayrım tam da burada başlıyor.

Kendi dünyanızda kurduğunuz huzuru yeri geliyor bir başkası bozsun istemiyorsunuz.
Benim için boş kalabalıklar, boş gürültüler bir anlam ifade etmiyor.
Çevrenizde yüzünüze gülüp arkanızdan ise olmadık eleştiri sağlayan insanların varlıklarındansa derin bir sessizliğin ruhunuza hakimiyeti sonsuz bir huzurun anahtarı niteliğindedir.

Şunu da unutmamak gerekiyor. Her insanın yaşam alanımızda belirli süresi vardır. Kimi insan bizlere ders vermek amaçlı yaşam alanımızda yer alır kimi insanında biz hayatında bir yardım için bulunuruz.
Bazen sizlerde de bu söylemleri kendinize yönelttiğinizi düşünüyorum.
İşi düştü de beni aradı.
Bak işi bitti beni artık aramıyor.
Evet, durumda tam olarak bu. Bazı insanlar ruh ve kan emicidirler. Siz ne kadar verirseniz verin doyumsuzdur.
Hep ben ,hep ben olsun isterler.
Canları istedikleri zaman size yazlar bakın yeniliyorum canları istediği yine orada bir sömürme eylemi.
Siz için değil size yazması sizin ile vakit geçiyor iyi ya da kötü enerjinizi sömüreceğindendir. Bu insanları sayısı ziyadesiyle fazladır.
Bir insan şu hayatta ne olmayı becerirse yaşam daha kolay bir hâl alacaktır.
Net olun. Karşınızdaki insana işiniz düşünce değil gerçekten onun varlığı için yanında olun.
Daha sonrası uzaklaşmayın ya da hiç yaklaşmayın