Bugünkü Haberler

DUYGUSAL SİPERİMİZ

‘Aslında, artık aşkı, insan ırkının en zorunlu hayatta kalma mekanizması olarak evrimimizin temeli olarak biliyoruz. Aşk, aynı zamanda bizi yaşamın fırtınalarından koruyan, değer verilen öteki kişilere yönelik bir duygusal bağlanma sağlar. Aşk, varoluşun iyilik ve kötülükleriyle başa çıkmamızı sağlayan duygusal siperimizdir.’

Yukarıdaki paragraf Klinik Psikoloji Profesörü Sue Johnson’ın “Bana Sıkıca Sarıl“ kitabından alıntıdır.

Duygusal bağlanma bebeklik döneminde bizi hayatta tutmak için ne kadar gerekliyse yetişkinlikte de bizi ayakta tutmak için o kadar gereklidir. Bebeklikte beslenme ve duygusal destek ihtiyacı annemizle ya da o rolü üstlenmiş biriyle kurulur. Bizler büyüdükçe bireyselleşir, özgürleşir ve bağlantısız olduğumuzu düşünürüz. Bu süre zarfında etrafında aile üyelerimizin olduğunu, öğretmenlerimizi, akrabalarımızı, arkadaşlarımızı bizi çevreleyen kişilerin varlığını görmeyiz sanki.

Oysaki bizler her zaman toplumun içinde varoluruz.  Duygusal bağlanmalar ve destekler ararız. Duygusal açlık ve sevgi dolu bir bağlanmanın fiziksel beslenme kadar önemli olduğunu söyler bize Sue Johnson.

Evliliklerimizin belki de temelini oluşturan ‘güvenli bağlanma’ şu davranışlarımızla görünür hale gelir;

Eşimizle fiziksel ve duygusal yakınlık kurarız ve bunu sürdürürüz. Kendimizi güvende hissetmediğimizde, mutsuz olduğumuzda veya zayıf hissettiğimizde eşimize ulaşırız. Ayrı olduğumuzda eşimizi özleriz. Çevreye açıldığımızda, işlerimize daldığımızda eşimizin bizim için orada olduğunu biliriz ve ona güveniriz.

Bu ‘güvenli bağlanma’ hali bize güç verir, kendimizi güçlü hissederiz. Kendimizi desteklenmiş hissederiz. Güvende ve sarmalanmış hissederiz. Bu bağ bizi besler.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa