Hayat bir şekilde akıp gidiyor ve bizler bu hayatın içinde bir yerlerde kendimize yer bulmaya çalışıyoruz.

Bütün gün çalışıp yoruluyoruz ve dinlenmek için yeri geldiğinde zaman bile bulamıyoruz. İşimiz, çocuklarımız ev işleri derken bir şekilde yıpranıp gidiyoruz. Bir de çevremizde ki insanlar bizleri çok yoruyorlar. Karşımızda ki insanı kırmamak için o kadar ince düşünmeye çalışıyoruz ki karşılığında kendimiz kırılıyoruz. Etrafımızda ki insanları çokluğu hiç önemli değil. Önemli olan az insan ama bizi anlayan insanların bizi yıpratmayan insanların yanımızda olması. Bazen sırf yalnız kalmamak için gerekli gereksiz herkesle arkadaşlık kuruyoruz. Onları hoş tutmak için çok çabalıyoruz ve hep kendimizden veriyoruz bu durumda kendimizden kaybettiklerimi de göremiyoruz. Bazen çevremize karşı her dediklerini yapmak için çok basitleşiyoruz bu da bizi karşımızdaki insanın özünde değersiz kılıyor. Oysa ki düşündüğümüz tek şey karşımızda ki insanı sadece mutlu etmek. Bu durumda mutsuz olduğumuzda artık insanların isteklerini yapmayı bırakıyoruz. O zamanda değiştiğimizi zannedip bizi kötü görmeye başlıyorlar. Esasında çevremizle iletişimizde herkes aynı tutumları gösterse hiçbir sorun olmayacak. Bazen farkında olmadan kalpte kırabiliriz. Çünkü yeri geldiğinde biz de üzgün mutsuz olabiliriz. Yeri geldiğinde bir özür dilemek, teşekkür etmek, bazen de konuşmalarımızda alttan almak gerekiyor. Konuşurken karşımızdakini dinleyip sözünü kesmediğimiz sürece ve onu kıracak sözler konuşmadığımız sürece hem kendimizi hem karşımızdakini mutlu etmiş oluruz. Biraz empati yapmak hayata karşı bakış açımızı değiştirmeye yeterli olacaktır.