Kaç gündür televizyonun başında nefeslerimizi tutup enkaz altından çıkacak olanları bekledik. Her çıkartılan kişide umutlandık. Hele ki saatler geçtikçe hiç umudumuzu yitirmedik. Hep bekledik son kişi çıkana kadar. Öyle ki her canlı çıkan kişiyle ağladık evlerimizden alkış yaptık. Bir de orada olanlar vardı bizler televizyon karşısından izlerken ya da sosyal medyadan takip ederken orada bu anları birebir yaşayanlarımız vardı.

Her ilden yardım ekipleri geldi. O kadar canla başla mücadele verdiler ki. Hiç birinin hakkı ödenmez. Bir de yaralılar vardı tabi hastanelere götürülen. Bu yıl sağlık çalışanları için de çok zor bir yıl oldu ve olmaya da devam ediyor. Yaşadığımız bu deprem öyle bir zaman da oldu ki tam da virüsün hızlıca yayılmaya başladığı döneme denk geldi. Her ne kadar deprem bölgesinde çalışanlar dikkat etmeye çalışsalar da bir de evsiz olanlar kaldı. Şu an çadırlarda yaşayanlar. Evleri yıkılan ya da yıkılmaya yüz tutmuş olanlar çadırlarda kalmakta. Hava gitgide soğumaya başladı. Evsiz olmaları ayrı havaların soğuması ayrı virüs desen bir yandan bir de sürekli devam eden artçı sarsıntılar var. En acısı hangisi. Hangi biriyle uğraşacaklarını şaşırmış durumdalar. Yaşlısı çocuğu hastası hamilesi o kadar çok kişi var ki evinde kalamayan. Biz bu kadar üzülürken ve elimizden hiçbir şey gelmediği için çaresizliğimize ağlarken bir de sosyal medyada terbiyesizce yazılan düşünceleriyle bizleri deli eden bir topluluk var ki. Bunlara artık insan ne diyeceğini bilemez oldu. Her yaşadığımız olayı bir yere bağlamaya çalışan eğitimsiz insanlar başka bir şey değiller. Ülkece kenetlendiğimizi bile göremeyecek kadar kötü düşüncelere boğulmuşlar. Dilerim ki onların başkasının halinden anlamaları için bu olayları yaşamalarına gerek kalmaz.