Bulaşıcı bir hastalık gibidir gülümsemek. Keşke her hastalık da bunun kadar güzel olsa. Hiç öldürmese, can yakmasa mesela. Sadece insanlara iyi gelse. Kendini iyi hissettirse... Gülümsemek için bir nedeniniz var mı? Peki gülümsemek için illa bir neden mi gerekli?

Kesinlikle hayır. Şükretmemiz gereken onca şey varken surat neden asalım ki? Sadece bu hayata nasıl baktığımız önemli. Güzel bakarsak her şey güzel olur. Elbette ki canımızı sıkan olaylar oluyor. Onların karşısında bazen güçlü duramıyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki her sorunun bir çözümü vardır.

Herkes güne güzel başlamak ister. Yataktan kalkarken gülümseyerek, huzurla kalkmak ister.. Bu biraz da hatta tamamıyla bizlerin elinde. Hayat bize her ne kadar darbe vuruyor olsa bile, hayata inat, insanlara inat yüzümüzden o gülümsemenin eksik olmaması lazım. Yolda yürürken ufak bir çocuğa, ağaçlara, kuşlara gülümseyin mesela. Zamanla gülümsemediğiniz için ne çok şey kaybettiğinizi fark edeceksiniz. Bakmayı bilirsek eğer bu hayatta ufacık şeylerden bile mutluluk duyabiliriz.

O asık suratlarınızı kaldırın. Aşağıya bakan dudaklarınızı yukarıya kıvırın. Hem öyle daha güzelsiniz, hemde başkaları için asla üzülmeye değmez. Nazım Hikmet’in güzel bir sözü var:

 “Gülümsemek; adaleti bozuk düzene, sessiz bir küfürdür. Gülümseyin...”