Gözümün önünde gerçekleşen olaylara anlam veremiyorum. Bizlere sevgiyi bu şekilde öğretmediler. Ya da eskiden vardı gerçek sevgiler ve aşklar... Sahi neydi sevmek? Nasıl senelerce evli kaldı insanlar birbirlerini kırmadan, dökmeden? Hani şimdi diyoruz ya hep doğru insana denk gelmiyoruz diye... Peki eskiler hep doğru insana mı denk gelmiş? Yoksa zamanla mı doğru yolu bulmuşlar? Zamanla mı birbirlerinin kıymetini bilmişler?

Görücü usulü evlenenler zamanla mı aşık olmuşlar birbirlerine? Şimdiki insanlar için o kadar kolay ki sevgilerini harcamak... Bakıyorsun birbirlerine kör kütük aşıklar, evlenmişler, sonra bir bakıyorsun, anlaşamayıp boşanmışlar. Bazıları da var ki, boşanmak yerine takıntı yapıp, birbirlerinin canını daha ne kadar yakacaklarını görmenin peşinde.

Sevmek zor iş bu devirde. Seveceksen gerçekten gönlünle seveceksin. Hemen iki günde tanıdığın, daha karakterini bilmediğin insanı sevmeyeceksin. Ve güzelim sevgiyi bu kadar kısacık sürede harcamayacaksın. İnsan şu zamanda çevresindeki sevgilere baktığında ne sevesi geliyor ne evlenesi.

Birisine sormuşlar. “Nasıl altmış beş sene evli kaldınız?” diye. Cevap da şu. “Bizim zamanımızda bir şeyler kırıldığında çöpe atılmaz, tamir edilirdi.” Şimdi insanlar kırılmaya ve çöpe atmaya dünden razı. Kimse sevdiğini kusurlarıyla kabullenemiyor. Tamir etmek kimsenin aklından geçmiyor ne yazık ki... Güzel sevene denk gelmek dileğiyle...