Bugünkü Haberler

HAYRETTİN KARACA(2)

Balıkesir’de doğan ünlüler kervanımızın en değerli üyelerinden birisi olan Hayrettin Karaca’yı bir yazı ile bitirmeye gönlüm razı olmadı. Çünkü örnek alınacak bir hayatı var. Doğaya karşı onun gösterdiği hassasiyeti gösterebilecek bir Orman bakanı gelseydi her yirmi yıl da bir, inanın şu an erozyon ve yetersiz orman diye bir sorunumuz olmazdı.

Önceki yazıda belirttiğim üzere 1922 yılında Kırım göçmeni bir ailenin oğlu olarak Bandırma da dünyaya geldi. Kırım ve Kafkasya Rus işgaline maruz kalınca, o bölgelerden çok göçmen geldi Türkiye’ye. En fazla tercih edilen yerlerin başında gelmiştir Balıkesir ve Bandırma. Çerkez Ethem’in Bandırma bölgesinde hatırı sayılır bir güce ulaşması, bu sebeple olmuştur. Bölge halkı kaybedilen savaşın suçlusu olarak rütbeli subay takımını suçlamış ve çeteci tabir edilen Çerkez Ethem, Yörük Ali Efe, Çakıcı Mehmet Efe gibi sivil direniş güçlerine katılmış veya destek vermiştir. Bu çetelerin Ankara Milli güçlerine katılmaları güven duygusunun gelişmesi ile mümkün olabilmiştir.

Yunan işgalinde dünyaya gelen Hayrettin Karaca, üç yaşlarında kekeme olur. Mahalle arkadaşları ile çok fazla sorun yaşamaz ancak ilkokula başlayınca dalga geçilir ve dışlanır. Bu arada unutmadan söyleyelim. Mahallede oynarken hiç ayakkabı giymemiştir. Sebebi ise kendi durumları iyi olduğu halde, mahalledeki  arkadaşları ayakkabı alamadıkları içindir. Komşu çocuğun ayakkabısı olmadığı için, var olan ayakkabıyı giymesine izin vermeyen bir aile. Işte kültür bu sevgili okurlar. Zengin olmak bu. Bu zaman da ise yeni alınan bir eşyayı, olmayanın gözüne, gözüne sokulduğu bir kültürsüzlük yaşayıp, ego tatmini için görgüsüzlükte birbirimizle yarışıyoruz. Nereden nereye gelmişiz.

İlkokulda arkadaşları tarafından dışlanan Hayrettin Karaca, yaramazlık yapmaya başlar. Kızların saçını çekip onları rahatsız eder. Sınıf kızları da onu Zehra öğretmene şikayet eder. Öğretmen sınıfta onu yanına çağırıp ellerini açmasını ister. Küçük Hayrettin cetvel ile dayak yiyeceğini düşünür. O cetvel ile dayak, 1980 yılında dahi vardı. Sonra, sonra kalktı sanıyorum. Zehra öğretmen ellerini tutar Hayrettin’in ve şöyle der. “Şu ellerin güzelliğine bakın. Böyle güzel eli olan hiç yaramazlık yapar mı?” Hayrettin o günden sonra hiç bir şekilde yaramazlık yapmaz. Zehra öğretmen onu kazanmayı başarmıştır. İlkokul sonlarına doğru yine Zehra öğretmenin uzatarak konuşma çalışmaları sonuç verir ve kekemelikten kurtulur.

İlkokulu Bandırma, orta ve liseyi İstanbul da bitirir. Daha 13 yaşında iken yeşil gözlerine aşık olduğu Türkan hanım ile 19 yaşında evlenir. Sanayici olmak istemez ama babasının sözünden de çıkmak mümkün değildir ve trikotaj atölyesinin başına geçer. Aslında Edebiyat ile meşgul olup  kalan zamanını doğa ile geçirmek istemiş ama muvaffak olamamıştır. Günümüz gençleri aklımıza geldiğinde, bırakın sevmediği bir işi yaptırmayı, saçının uzun veya kısa olmasına dahi karışılmaz.

Beş yıl evli kalır Türkan hanım ile. Bir oğulları dünyaya gelir. Beş yılın sonunda o günler için çaresi bulunmayan verem hastalığından vefat eder Türkan hanım. Savaş yılları ve ekmek karne ile veriliyor. İsmet İnönü’ye bir çocuğun “Beni aç bıraktın” demesi üzerine “Seni aç bıraktım belki ama babasız bırakmadım” diye cevap verdiği yokluk yılları. Kahve üzerine türküler yakıldığı bir zamandan, sadece ismi ünlü diye bir kahveye elli lira verme görgüsüzlüğüne geldik.

1992 yılında TEMA kurulduğunda 70 yaşındadır ve kendini tamamen doğaya adar. Bir yanda imar izni alabilmek için orman yakanlar, öbür yanda 65 dönüm araziye 14000 çeşit bitki eken Hayrettin Karaca. Bir tarafta bir metrelik arazi için cinayet işleyenler, öbür tarafta arazisini vakıf yoluyla devlete hibe eden Hayrettin Karaca. Bir tarafta cennet gibi koyları yelkenli ile turlar iken, çöpleri ve atık suları denize atan sonradan görmeler, öbür tarafta bu koylara, ağaçlara, denize bir zarar gelmesin diye 96 yaşında mücadele veren Hayrettin Karaca. Farkı fark edin ki farkınız olsun.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa