Bugünkü Haberler

HİKMET BORAN (2)

Balıkesir /Savaştepe doğumlu olan Hikmet Boran’ın Askeri Tıbbiye mektebi üçüncü sınıf öğrencisi iken okulun Ingiliz askerleri tarafından kontrol altına alınmak istendiğini, bu işgale karşı çıkmak maksadı ile okulun kuruluş günü olan 14 Mart tarihi sebeb yapılarak, bu işgale ilk gençlik direnişinin yapıldığını, bu tarihin ilerki yıllarda “Tıp Bayramı” olarak kutlandığını anlatmıştım . Tıbbiyeli Hikmet’in o olaylarda gösterdiği cesaret ve liderlik vasıfları Tıbbıye öğrencilerini temsil etmesi için Sivas kongresine temsilci olarak katılmasını sağlamış ve orda “Mandacılık(Başka bir devlet himayesi)” teklifini eleştiren ateşli bir konuşma yapıp “Bağımsızlık hedefi olmayan hiçbir girişime Tıbbıye Mektebi asla destek vermeyecektir” dediğini de ilave etmiştim.
Osmanlı da Jandarma Komutanlığı yapmış olan Refet Bele “Manda” fikrine sıcak bakarken,18 yaşında olan Hikmet Boran siddetle karşı çıkmıştır. O’nun yaptığı konuşmadan sonra 38 delege fikirlerini açıklar ve son konuşmayı Atatürk yapar. “Arkadaşlar gençliğe bakin; Türk Milli bünyesinde, akan kanın ifadesine dikkat edin! Gençler; Vatanın bütün ümit ve istikbali, genç nesillerin anlayış ve enerjisine kalmıştır” diyerek Hikmet Boran’a dönmüş ve “Evlât; müsterih ol. Genç nesil ile iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi Mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez, YA ISTİKLÂL YA ÖLÜM ” diyerek sözünü bitirir. Bunun üzerine “Varol Paşam” diye ayağa fırlayan Hikmet Bey Mustafa Kemal’in elini öper. Gençliğe Hitabe de bugünün katkısı olduğunu düşünüyorum
Sivas kongresinden sonra Hikmet Bey ve yakın arkadaşı Yusuf Balkan Bey ile beraber, başında Halide Edip Adıvar’ın eşi Adnan Adıvar’ın bulunduğu Cebeci Askeri Hastanesine gidip orada Tifüs aşısı yapımında çalıştılar. Iki arkadaş hem aşı yapımında çalışıp hemde bu aşının üzerlerinde denenmesine gönüllü oldular. Bugün bir hastayı uzaktan muayene eden doktorlar aklımıza geldiğinde, onların fedakarlığını daha iyi anlamış oluruz. Bu sebepten dolayı Mustafa Kemal tarafından Hikmet ve Yusuf beylere maaş ve rütbe verilmiştir. Savaş bittikten sonra Istanbul’a dönüp eğitimini tamamlamış ve Askeri hastanelerde görev yapmaya başlamıştır. Geçen süre içinde herhangi bir paye için Mustafa Kemal’i ziyaret etmemiş bir talep de bulunmamıştır.
Günümüz insanı aklımıza geldiğinde, mevki sahibi biriyle aynı fotoğraf karesinde hasbelkader yer alan biri, bunu kendi menfaati için kullanması büyük ihtimaldir. Hikmet Bey öyle asil bir davranış sergiliyor ki bugünün insanının anlaması çok zor. O günlerin erdemli insanları nerede? Onların ortaya çıkması için başımıza bir felaket gelmesimi gerekiyor? Seyid Onbaşı kendisine ödül diye verilen ekmeği arkadaşları az ekmekle yetiniyor diye geri çevirmişti. (Ilerleyen günlerde Seyid Onbaşı ile ilgili bir yazıyı sizlerle paylasacağım)
Mustafa Kemal, ne Seyit Onbaşıyı unuttu nede Hikmet Boran’ı. Birgün aklına gelir Hikmet Boran ve bulunmasını, Balıkesir mebusu olması için teklif götürülmesini ister. Mustafa Kemal’in etrafındaki kadro da unutmaz O cevval delikanlıyı ve bulunması için ciddi bir arama yapılmaz. Hatta onun doğum yerinin Giresun olduğunu ve Balıkesir mebusluğu için uzak kaldığını ifade ederler. Bilmezler ki Savastepe’nin eski adıdır Giresun. Bulunması için ısrarcı olan Mustafa Kemal’e onun öldüğü yalanını söylerler. O sırada “Sofra” da olan Mustafa Kemal, üzüntü içerisinde sofradan kalkıp ortamı terkeder.
Mustafa Kemal’in öldüğünü düşündüğü Hikmet Boran yurdun çeşitli yerlerindeki askeri hastahanelerde görev yapmıştır. Ikinci dünya savaşının ortalarında, gönüllü olarak Doğu görevine gider. Sarıkamış da karda mahsur kalan askerleri kurtarmaya giderken ciğerlerini üşütür verem olur, yıl 1944 ve rütbesi Tabib Albay’dır. Bir yıllık tedavi sonuç vermez ve vefat eder. Yıl 1945. Adı, benim de ilçem olan Savaştepe de yaşatılmaktadır.
Ünlü sanatçı Orhan Boran, kahraman hemsehrimizin oğludur. Onunla da igili bir yazımız olacak önümüzdeki günlerde. Çünkü O gerçek bir beyefendidir.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa