Bugünkü Haberler

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (3)

Balıkesir doğumlu Hüseyin Cahit Yalçın önce sıkı bir Ittihad ve Terraki savunucusu iken, bu parti ile ters düşer ve kurduğu Tanin gazetesini onlara satar. Işgal sırasında Ingilizler tarafından Malta adasına sürgüne gönderilir. Sürgün sonrası döndüğü Istanbul da tekrar gazetecilik yapmaya başlar ve “Renin” gazetesini kurar. Bu gazetede Kurtulus savaşını destekleyen yazılar yazmakla beraber aynı zaman da “Hilafet, Saltanat ve Cumhuriyet” konularında Ankara hükümeti ile ters düşer. Adı muhalif gazeteciye çıkar ve Mustafa Kemal vefat edene kadar bayağı eziyet çeker ekonomik olarak.
Mustafa Kemal’in vefatından sonra Ismet Inönü daveti ile ara seçimlerde mebus olarak meclise girer. Ismet Paşa bugün yapılan çeşitli suçlamaların aksine Mustafa Kemal’e muhalif olan bazı kişileri kendini riske atarak korumuştur. Buna en iyi örnek Kazım Karabekir Paşa’dır. Istiklal mahkemelerinin kalkmasına sebeb olan da Ismet Paşa’dır. Memleket meselerinin “Sofra” da konuşulmasına tavır koyan da odur. Meramım, liderin her dediğine kayıtsız şartsız itaat eden de herseyine karşı çıkan da muteber insan değildir. Bu tip insanlar doğruyu arayan değil şahsi hesap içinde olanlardır. Hüseyin Cahit, doğrudur yanlıştır yorum yapmıyorum ama hayatı boyunca inandığı gibi olmak için mücadele vermiştir. “Inönü’nün kuklası oldu” diyenlere cevabım “Inönü doğru düşüncenin yanlış lideri idi” olur. Dış politikada “dengeli” izlenimi vermek için 3 Mayıs 1944 de Milliyetçiler, 4Aralık 1945 de sosyalistler yok edilmek istenmiştir.
Mebus olan Hüseyin Cahit Tanin gazetesini tekrar yayınlamaya başlar ve tek parti iktidarını destek veren yazılar yazar. Bu arada CHP ıçinde bulunan liberal tayfa bir parti kurma hazırlığı içine girer. Tek parti iktidarına muhalif olan Sabiha-Zekeriya Sertel çifti vardır o günlerde sadece. Menderes ve arkadaşları medya ve Sosyalistlerin desteğini almak için birlikte hareket etme kararı alırlar. Sosyalist-Liberal yalancı baharı başlar. Hatta Sertel’in çıkardığı “Görüşler” dergisinde yazı yazma kararı alırlar ve o dergi bunu haber yapar.1Aralık 1945. Bu beraberlikten rahatsız olan Inönü, koltuğu korumak için düğmeye basar. Sertel çifti Rusya ile birliktelik istemekte ve onların güdümünde yayın yapmaktadır ama Rusya ise saldırmazlık anlaşmasını iptal edip boğazları kontrol etme çabasındadır. Inönü onları Komünist olmakla suçlayıp, onlarla işbirliğine giren liberal takımı da aynı kefeye koymak ve bir taşla iki kuş vurma gayretindedir.
3Aralık 1945 de Hüseyin Cahit Tanin gazetesinde “Kalkın ey ehl-i vatan” başlıklı bir makale yazar. Ertesi gün CHP gençlik kollarının organize ettiği ve aralarına Süleyman Demirel, Orhan Birgit, Atilla Ilhan ve Ali Ihsan Göğüş gibi ileride önemli mevkilere gelecek olan isimler de olan yaklaşık onbin kişi Tan gazetesini yerle bir eder. Liberal-Sosyalist ittifakı bozulmuştur çünkü Menderes “Komünist” kelimesi aynı yerde olmak istemez. Oyun tutmuş Inönü o gün için amacına ulaşmıştır. Bu baskın organize bir eylemdir ama tetikleyen Hüseyin Cahit’in makalesi olmuştur.
Bu baskın sonrasında bir tek kişi bırakın ceza almayı yargılanmadı dahi. Demirel o baskın sırasında orda olduğunu ama birşey yapmadığını ifade etmiştir ve daha sonra. “Gençtim o zamanlar gardeşim” deyip olaydan sıyrılmıştır. Hüseyin Cahit ise bu konuda hiç konuşmamış, suskun kalmıştır.
Hüseyin Cahit çok partili sisteme geçildiğinde vekil olarak seçilmeye devam etmiş 1957 seçimlerinde yine aday olmuş ama sonucu göremeden vefat etmiştir. Demokrat parti iktidarına karşı yazdığı bir yazı sebebi ile 1954 yılında dokunulmazlığı kaldırılıp 79 yaşında ceza evine konmuştur. Cumhurbaşkanı affemeseydi yaklaşık üç yıl ceza evinde kalacaktı.
Sonuç olarak özgürlük için Abdülhamit ile, işler iyice sarpa sardı diye Enver Paşa ile, Halifelik ve Saltanat kaldırılmasın diye Atatürk ile, ülke dışa bağımlı hale geliyor diye Menderes ile kavga etti.
Şimdi Hüseyin Cahit Yalçın’a ne demeli? Müzmin muhalif mi? Yoksa halka tercüman bir Gazeteci mi? Kararı siz verin sevgili okurlar…


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa