İçi dışı bir olmak diye bir deyim vardır. Peki gerçekten içiniz bir, dışınız bir davranabiliyor musunuz? Cevapların evet olduğunu duyar gibiyim. Ama kimse inkar etmesin ki, insanın içinde yaşattığı bambaşka kişiyi kimseye göstermeye pek fazla niyeti olmuyor. Kalbimizden geçenleri dilimize elbette ki dökebiliriz. Fakat anlatmak istediğim kendi içimizde nasıl bir insan olduğumuz...

Hayat şartları insanın yaşamını fazlasıyla etkiler. Bu yüzden bazen içimizden gelenleri yapamaz hale geliriz. İçimizdeki kişilik ise bu yaşantımıza en büyük düşmandır. Gece başımızı yastığa koyduğumuzda veya yalnız kaldığımızda sorgulamaya başlarız kendimizi. Neden ben bu içimden geleni yapamadım diye.. Dedim ya hayat şartları işte...

Hani bir de hep güçlü görünmeye çalışan insanlar vardır. Yani kısaca bazı insanlar içindeki kendilerini, kendileri bilerek saklar. Çünkü taviz verirlerse her şeyin alt üst olacağını düşünürler. En basit örnek olarak içimizdeki çocuktan bahsetmek istiyorum. Kendimize söz geçirebiliriz de içimizdeki çocuğa geçirebilir miyiz peki?

Yarım kalmış hayallerini gerçekleştirme amacıyla yanıp tutuşur o da. Aslında içimizdeki sese bir kez olsun tüm duvarlarımızı yıkıp kulak vermeyi denesek... Belki de o zaman her şey bambaşka olacak. Güçlü görünmek bizleri güçlü yapmaz. Bu şekilde yalnızca karşımızdaki insanları ve en başta kendimizi kandırmış oluruz.

İçimdeki kendim... Sana sesleniyorum. Kendini gizlemekten vazgeç artık... Gizleme ki ben değişeyim. Gizleme ki dünyam değişsin...