Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkıp kısa sürede tüm dünyayı kasıp kavuran Koronavirüsü salgını vakaları Mart ayından bu yana ülkemizde de görülmeye ve yayılmaya başladı. Kesin bir tedavisi bulunmayan bu virüsle mücadele kapsamında hükümetin aldığı tedbirler 1 Haziran tarihi itibariyle yeni normalleşme adıyla gevşetildi. Ancak bu karar yerinde olmadığı geride kalan iki haftada vaka sayılarındaki artışla ortaya çıktı. 1 Haziran tarihine kadar evde kal temalı geçen virüsle mücadele yeni normalleşmeyle birlikte mesafeni koru, maskeni tak, hijyenine dikkat et şeklinde farklı bir kimliğe büründü. Tedbirlerin gevşetilmesiyle birlikte toplumda bir rehavet havası gözlendi. Kısa bir süre önce medyaya yansıyan toplu alanlardaki partiler, asker uğurlama törenleri gibi görüntüler bu sürecin vatandaşın inisiyatifine bırakılmayacak kadar ciddi bir konu olduğunu gösterdi. Sağlık çalışanlarının mücadelesi, devletin aldığı sokağa çıkma yasakları, sınırlamalar vb. üç aydır ortaya konulan emekleri zayi etti dersek yanlış bir ifade kullanmamış oluruz. Vaka sayılarındaki artışı da göz önünde bulundurursak önümüzdeki günlerde yeniden sınırlandırmalar ve yasaklar gündeme gelecektir. Bilim insanları tedbirler alınmazsa ve vaka sayılarındaki artış böyle giderse ikinci dalga salgının Eylül ayı gibi ülkede görülebileceğini açıklamıştı. Bence eylül ayını da bulmaz, temmuz-ağustos gibi ikinci dalga salgını yaşabiliriz. Yetkililerde bunun bilincinde ve kamuoyunda yasakların yeniden gelmesi konuşuluyor.  Şimdiden yeniden sokağa çıkma yasaklarına, sosyal alanların kapalı olmasına, evde kal temalı uygulamalara alışsak iyi olur.