Eğitim; beşikten mezara kadar süren, aileden başlayarak okullar ve sonrasında birlikte olduğumuz bir kavramdır.                                                                   Düşünce ve davranış şekillerini değiştiren, geliştiren bir süreçtir. İnsanı daha iyiye, daha güzele, daha yararlıya ulaştıran bir olgudur.

 

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, İslam Dini, eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. İlk vahyi "Oku" diye başlayan bir dinin mensuplarıyız. Kur'an-ı Kerim'de ilim ve eğitim ile ilgili 750 dolayında ayet vardır.

 - "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer: 9. )

- "İlim her kadın ve erkek üzerine farzdır." ( İbni Mace, Mukaddime )

- "İlim Mü'minin kaybolmuş malıdır. Onu nerede bulursa alır." (et-Tebrizi, Mişkat'ü-I Mesabih )

- Evet bizler ilmi Müslümanın kayıp malı olarak kabul eden ve bunun için Çin’e gidilmesi gerekiyorsa gidilmesini öğütleyen bir dinin ve medeniyetin mensuplarıyız.

Değerli kardeşlerim,

  • Çocuklar ve gençler bir ülkenin kalkınmasında ve gelişmesinde en önemli yapı taşlarıdır. Yarınları kendilerine emanet edeceğimiz çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirme gereğini hepimiz kabul ederiz.

Bunun için pedegoji ilminden ve pedegoklardan yardım alırız.

Toplumların geleceği çocuklarının eğitim derecesi ile doğru orantılıdır.

Çocukları yaşayacakları zamana göre eğitme konusunda da Hz. Ali: "Çocuklarınızı içinde bulunduğunuz zamandan ziyade, gelecek için hazırlayıp yetiştiriniz. Çünkü onlar sizin zamanınız için değil, gelecek zaman için yaratılmışlardır.” diyerek çocukların yaşayacakları zaman için eğitilmeleri gerektiğini söyler. 

Çocuklara sevgi ve eğitici davranışlarıyla candan yaklaşan Hz. Muhammet (s.a.v.): "Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel eğitin" diyerek onları iyi eğitmenin önemini açıkça belirtmiştir.

Değerli dinleyenler;

Çocuklar Anne-Babalara verilen bir emanettir, nimettir, aynı zamanda bir imtihan vesilesidir. Nitekim Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır.

وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ

Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer imtihan vesilesidir. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.”

  • Çocuklar bizim dünya neşelerimizdir. Aile mutluluğumuz, birlikteliğimizin en güzel meyveleridir. Bize verilen bu nimetlere şükür ise kendilerine karşı sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmekle olur.

Çocuklar sadece yetiştiği ailenin değil aynı zamanda bir milletlin geleceğidir. Geleceğini düşünen insanlar, yarınlarını düşünen toplumlar çocuklarına en güzel eğitimi vermelidirler.

Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu hususa şöyle dikkat çekmektedir.

“Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.”

Eğitimin dini literatürdeki adı “ terbiye” dir.

  • Çocukların terbiyesinde kız-erkek ayırımı yoktur.

Erkek çocuklarımızın eğitimine ne kadar önem veriyorsak kız çocuklarının eğitimine de o kadar önem vermeliyiz.

 

Sevgili Peygamberimizin hayatını göz önünde alarak ve kendisinden aktarılan hadiseler ışığında çocuk terbiyesinde gözetmemiz gereken hususları şöyle özetleyebiliriz.

 

  • Çocuklar oyun oynayarak gelişirler. Bizlerde onların oyunlarını bozucu değil, güzel oyunlara teşvik edici bir eğitim modeli geliştirmeliyiz. Nitekim Sevgili Peygamberimizde böyle yapmıştır. Kız çocukların bebeklerle oynamasını teşvik etmiş, erkek çocukların ise atıcılık, binicilik ve yüzme gibi alanlarda oyunlar oynamalarını tavsiye etmiştir.

 

-İnsan terbiyesi çocuk yaşta başlamaktadır. Nitekim “Ağaç yaşken eğilir” atasözümüz bu hususu ne güzelde dile getirmiştir. Kişinin hayat boyu sergileyeceği davranış modellerinin çoğu çocuklukta öğrenilmekte ve ahlaki bir değer haline getirilmektedir.

Ahlaki davranışlarda çocukluk çağındaki öğrenmelerin etkileri çok büyüktür. Atalarımız bir çocuk “yedisinde ne ise yetmişinde de odur” diyerek konuyu ne güzel özetlemişlerdir.  Çocuğumuzun ahlaki davranışlarının kötü olmamasını istiyorsak- ki hepimiz isteriz- bizlerde kendi ahlaki davranışlarımıza özen göstermeli, en güzel davranış modellerini çocuklarımıza aktarmalı ve onlara güzel örnek olmalıyız.

 

 

Gelelim çocuklarımızı çağın ilim ve tekniğine göre yetiştirme konusuna:

Öce bu çağın çocuklarını tanıyalım.

Milenyum" denilen ve 2000 yılıyla başlayan yeni bir dönemi yaşıyoruz ve bu dönemin çocukları ve gençleri bu yeni dönemin çok açık örnekleri olarak yepyeni bir nesli temsil ediyorlar. "İnternet Çocukları" da dediğimiz bu çocuklar, "Cep telefonu"nu, "İpod"u ve tüm ileri teknoloji araçlarını, bireysel yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olarak kabullenmiş şekilde büyümekteler. Bilgisayar ekranlarında MSN ( em es en ) ile yazışıyorlar, MP ( em pi ) dinliyorlar, cep telefonlarından SMS ( es em es ) atıyorlar ve böylesine bir hız ve karmaşa içerisinde okumaya ve düşünmeye zaman ayıramıyorlar.

Gençlerimiz ve çocuklarımız bolca tüketmek, çabuk ve çok para kazanmak, borsa ve bahis oyunlarında ustalaşmak gibi kurnazca arayışlar içindeler. İşte bu gerçeklerin ışığında eğitim sistemleri yeniden planlanmalı ve programlanmalıdır.

Özetlemeye çalıştığım şartları göz önüne aldığımızda, günümüz çocuklarının eğitimin ne kadar zorlaştığını açıkça görüyoruz. Zorda olsa devamlı değişen dünya değerleri, global ekonomi, çok hızla gelişen iletişim sistemleri yalnızca milli değil, global anlamda da gençlerin çok iyi eğitilmesi gereğini zorunlu kılıyor.

Dünyada eğitimin nerelerde olduğu ve olacağı konusunda "TUBİTAK Bilim ve Teknoloji Staratejileri Vizyon 2023" de yapılan tespitler, dünyanın durumunu ve geleceğini açıkça ortaya koyuyor. Dünyada eğitimin önemini vurgulamayan tek bir ülke olmamakla birlikte, gelişmiş ülkeler de dahil bütün ülkeler eğitime yeterince kaynak ayıramadıklarını, mevcut eğitim sistemlerinin yarının taleplerine hazır olmadığını ve eğitimin 21.Yüzyıl'a uygun bir yapıya kavuşturulması gerektiğini tartışıp durmaktadırlar.

 

21.Yüzyıl sorunlarını anlayacak, çözüm üretebilecek, sorunlara karşı ulusal, bölgesel ve global önlemler alabilecek düzeyde gençler yetiştirmek istiyorsak  milli gelirimizden fert başına eğitim harcaması miktarını yükseltmeliyiz.

Değerli kardeşlerim,

İnsanlık gerçekten çok hızlı bir değişim ve etkilenme süreci yaşıyor. Bilgi birikiminde, bilgiye kolay erişimde, fevkalade hızlı, modern iletişim imkanları insanı adeta büyülüyor. Biliyoruz ki, yüz yıllardır her yeni buluşun, her yeni teknolojinin temel amacı, insana hayatı kolaylaştırmak adına olmuştur. Ancak günümüzdeki insana, çok geniş adeta sınırsız imkanlar sunan yeni teknolojiler yarar kadar zarar da getiriyorlar.

 

İnsan insandan uzaklaşıyor. Yabancılaşıyor. Günün yedi ya da sekiz saatini bilgisayarın başında, cep telefonunda geçiren bir insan, zaman içinde başka insanlarla bire bir ilişki kurmakta zorlanmaya başlıyor.

 

İnsanın insandan kaçışı büyük bir tehlikedir. Şimdilik herkes, bu tehlikenin farkında değilmiş gibi davranıyor. Fakat yakın bir gelecekte bütün dünya insanları az ya da çok bundan etkileneceklerdir.

Yalnızca ticarethane mantığıyla açılan ve yürütülen okul ve dershanelerden kaçınmalır.

Eğitim hayat boyu sürmesi gereken bir süreçtir. Öğrencilere, öğrenme arzu ve heyecanını diri tutmaları daha çok aşılanmalı. Beden sağlığı kadar, ruh ve akıl sağlığının da insan mutluluğu için çok önemli olduğu kavratılmalıdır.