Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüsü’nün dünyada yayılmasıyla birlikte toplum normları köklü bir değişime uğradı. Ülkeler, ilk zamanlar aldığı tedbirlerle bu virüsü sonlandırabileceğini ya da etkisini azaltabileceğini planlamasına rağmen sınırların kalktığı bir dünyada bunun mümkün olamayacağı belli bir süre geçtikten sonra anlaşıldı. Sokağa çıkma yasakları, sosyal alanların ve etkinliklerin kısıtlanması, farkındalık kampanyaları, evde kal çağrıları gibi uygulamaların çözüm üretmediği anlaşılınca sistemin işleyebilmesi adına yeni normalleşmeye geçildi.  Yeni normalleşme her ne kadar kişinin kendi tedbirlerini alıp kurallara uyması anlamına gelse de maalesef bu konuda tam bir başarının sağlanamadığı vaka sayılarında yaşanan artışla ortaya çıktı. Yakın zamanda Kurban Bayramı tatilinde turistik beldelerde yaşanan yoğunlukta Koronavirüsü salgınının insan bilincinde oluşturduğu algının etkilerini azalttığını gösterdi. Tatil beldelerinde hınca hınç insan kalabalığı yaşanırken, maske-sosyal mesafe ve tedbir gibi üç önemli unsur göz ardı edildi.  Tedbirlerle bu işi sonuca ermeyeceği anlaşıldı. Şimdi bütün gözler dünyada bu virüsün aşısının bulunup bir an önce insanlığa armağan edilmesine çevrildi. Çeşitli ülkelerden sevindirici haberler gelmesi gelecek adına umut veriyor ancak bu sürece kadar salgının vereceği tahribat ve kayıpların artması da bir başka sorun olarak ortada duruyor.