Bugünkü Haberler

KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN(2)

Bir önceki yazımda, dünya durdukça Balıkesir ‘in gururu olarak kalbimizde yaşayacak olan Kurtdereli Mehmet Pehlivan’nın, Bulgaristan/Deliorman da doğduğunu, Osmanlı-Rus savaşı sonrası Balıkesir Kurtdere köyüne yerleştiğini, küçük yaşta merak sardığı güreş sporunda, Paris’te yapılan şampiyona da Dünya Şampiyonu olduğunu, Sultan Abdülhamit ve Sultan Reşat tarafından madalya ile onurlandığını yazmıştım.
Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın Avrupa da yaptığı güreşlerden ziyade Istanbul Talimhanede 1911 yılında katıldığı bir turnuva dillere destan olmuştur. Yaşı 47 olmasına rağmen Macar Pehlivan Caya’nın organize ettiği turnuvaya, güreş başı elli altın lira karşılığı katılmayı kabul eder. Çünkü ekonomik sıkıntı içindedir ve ayni zamanda da sol kolunda kireçlenme vardır. Güreşlere idman dahi yapmadan mecburiyetten iştirak eden Kurtdereli, ilk olarak Ingiliz Adams’ı, ardından da Hollandalı Frederik’i yener. Macar Şampiyonu ve aynı zamanda turnuvayı organize eden Caya ile üçüncü güreşi yaparken, O’nun kaçak güreşmesine sinirlenen Kutrdereli kolunun sakat olmasına aldırmadan Caya’yı kucaklar ve Hergeleci Ibrahim Pehlivan’ın oturduğu yerin önüne bohça gibi fırlatıp “Al Usta, bu senin olsun” diye nara atarak galibiyetini ilan eder. Sonrasında Avusturyalı rakibi Müller’i yenen Kurtdereli, finale kalarak Rus rakibi Baradanof ile karşılaşır. Bu amansız güreşide bileğinin hakkı ile kazanmasını bilen yiğit hemşehrimiz, kendinden çok genç ve idmanlı olan rakiplerini yenerek şampiyon olur. Şampiyonluğunu “Donanma yardımı” diye nara atarak ilan eder ki bunun sebebi bu güreşlerden, yeni gemi alımı için Donanma Cemiyetine 600 altın lira kazanç kalmıştır. Son güreşini 1911 yılında yapan Kurtdereli Mehmet Pehlivan, adet olduğu üzere kıspet’ini Balikesir’li Hacı Kara Mehmet vasıtası ile Kâbe’ye göndererek er meydanlarına veda etmiş ve sadece hakem olarak bulunmaya başlamıştır.
Bu turnuvaya elbette önce gelir elde edebilmek için çıkmıştır ama güreşleri esnasında önde olan para değil, sporculuk gururu olmuştur. Bir gazeteye verdigi demeç bize bu konuda yol gösteriyor. Abdülhamit döneminde, yurt dışında bir turnuva için yola çıkacağı sırada Saraydan bir haberci gelir ve Kurtdereli’ye “Padişah efendimizin selamları var ve Avrupa’da güreşirken benim taç ve tahtımın şerefini koruyacak şekilde güreş yapsın buyurdular” der. Cevap olarak Kurtdereli “Padişahın taç ve tahtının olduğu kadar, benim sırtımın da bir şerefi vardır” der. Haberci birşey demeden gider ama elbet padişaha söylemiş olmalı ki Kurtdereli yurda başarı ile döndüğü halde kendisine Padişah tarafından adet olmasına rağmen bir insanda bulunulmaz.
O günlerin kıt şartlarında canlarını dişlerine takarak, başarı peşinde koşan sporcularımız varken, bugün her türlü imkan olduğu halde kapris yapmayı, etrafa caka satmayı, evli kadınlara sarkıntılık etmeyi, elinde silah ile hastahane basmayı, yanına birkaç kişi alıp dönerci dövmeye gitmeyi, üstelik birde dayak yiyip gerisin geriye kaçmayı, sporculuk ve spor adamlığı zannedenleri gördükçe “Neredesiz ey onurlu sporcu ve spor adamları” diye sormadan edemiyor insan kendine. Bir müsabaka yapıldıktan sonra, sportif tarafını değilde çıkan kavgada kim daha çok dayak yedi diye sohbet yapıyorsak eğer; o spor, spor değildir sevgili okurlar.
Kurtdereli 1931 yılında Anadolu Ajansına verdiği bir röportajda, başarısının sırrı olarak “Ben her güreşte Türk Milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için herşeyi yapardım” diye belirtir. Bu sözü daha sonra duyan Mustafa Kemal O’na bir mektup ve bin liralık çek gönderir. Bankadan parayı almak için gittiğinde çeki geriye vermiyorlar diye parayı bırakır ve hatıra olarak çek yaprağını alır. Mustafa Kemal mektubunda “Senin başarıların kadar o değerli sözünü de çok takdir ettim ve bu sözünü Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum” der.
Hangi alanda olursa olsun, yüz ağartan işler yapan herkesten Allah razı olsun.
Mekanın, Cennet olsun Kurtdereli Mehmet Pehlivan.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa