Yüreklerimiz ağzımızda deprem bölgesinden gelecek iyi haberleri bekliyoruz.

Ya sosyal medyadan ya da televizyondan takip etmeye çalışıyoruz. Oradaki bekleyişler, insanların ağlamalarını gördükçe bizde onlarla beraber ağlıyoruz. Hiç tanımadığımız kişiler adına üzülüyor, ağlıyor ve dua ediyoruz. Çünkü elimizden daha fazlası gelmiyor. Gönül isterdi ki bizlerde deprem bölgesinde olsak, yaraları sarmaya çalışsak, oradaki insanlara bir faydamız olsa. Çaresizliğin umutla bekleyişin ne demek olduğunu bir kez daha görmüş bulunmaktayız. Enkaz altından gelecek olan her türlü haberde televizyona kitlenip kalıyoruz. Televizyonda sessiz olun dediklerinde bizlerde televizyonun başında sessiz oluyoruz. Sürekli olarak her televizyon kanalı bir uzman olarak konuklarını ağırlıyor. Herkes aynı şeyi söylüyor. Her deprem sonrası olduğu gibi aynı konular konuşuluyor, sanki hep bir suçlu aramaya çalışılıyor. Oysaki şuan sadece ve sadece zamanla yarışılıyor. İlerledikçe de enkaz altından gelen bir sesle sanki bir çocuk gibi bayram sevinci yaşıyoruz, saatler sonra mucizelere tanık oluyoruz. Bu olay bizlere bir kez daha gösteriyor ki konu doğal afet olunca biz ülkece kenetlenebiliyoruz.