İnsan mutlu olmak istiyorsa eğer, ilk önce kendini sevmeli bu hayatta. Kendi için yaşamalı, her zaman ilk önce kendini ön planda tutmalı. En önemlisi de kendi içinden gelenleri yapmalı. Bunları yaparken de asla çevredeki seslere kulak vermemeli. Çünkü insan, ancak o zaman gerçekten mutlu olabilir.

İnsanoğlu çok fazla hata yapar. Bu hatalardan da her zaman bir ders çıkarması gerekir. Fakat bazıları da var ki, hayata küsmeyi tercih eder böyle durumlarda. Ne yazık ki hayatta her zaman bazı şeyler yolunda gitmeyebiliyor. Öncelikle bu gerçekle yaşamaya alıştırmak lazım kendimizi. Şunu da unutmamak lazım ki her şey zamanla geçer. Tek yapmamız biraz zaman tanımak ve asla umudumuzu kaybetmemek...

Gün gelir içimizde biriken tüm duygular patlamaya kalkar. Bu patlamadan kastım ağlamak. Güçlü insanlarsa her zaman ağlamayı ertelemeyi tercih eder. Bu ne kadar doğrudur peki? Ağlamak insanı rahatlatırken neden kaçarız bu gerçekten? Utanıyor muyuz? Acizlik mi? Ne olursa olsun o da bir duygu ve bastırmamamız gerekir. Ağlamak bir zayıflık değildir.

İnsanların, karşısındaki insandan hep bir beklentisi olur. Aynı onun gibi olmalarını isterler. Ama şöyle ki, her insanın kişiliği, karakteri farklıdır. Ve bizler bunu bu şekilde kabullenip, saygı duymak zorundayız. Kimseyi değiştirmek kimsenin haddine değil! Sizi olduğunuz gibi kabullenecek insanlar olsun hayatınızda. Ve sizde insanları oldukları gibi kabullenin. İnanın, o zaman her şey daha iyi olacak.

Gelelim asıl konuya. Mutluluk aranacak ve beklenecek bir şey değildir. Mutlu olmak tamamen sizlerin elinizde. Olduğunuz konumda güzel olan şeyleri görmek sizlerin elinde. Tek yapmanız gereken olumlu bakmak. Boşuna dememişler. “Nasıl bakarsan, öyle görürsün.” Güzel bakalım ki, güzel görelim...