Benim ve daha üstü yaş kuşağı bayramlarda genç kuşağın karşısına geçip gerim gerim gerilerek; “Ahh beyav nerde o eski bayramlar” der ve başlardık anlatmaya; “ Annem hepimizden önce kalkar kahvaltıyı hazırlamaya koyulurdu. Bizde babamla birlikte caminin yolunu tutardık. Cami çıkışı büyüklerin elini öper gün içinde toplayacağımız harçlıkların bir nevi antremanını yapardık. Eve döndüğümüzde ailecek kahvaltıya oturur sonra en güzel elbiselerimizi giyer ( buraya hep takılmışımdır. Allahın huzuruna giderken en dandik elbiselerimizi giyer ama kabristana ölmüşleri ziyarete giderken en güzel elbiselerimizi giyerdik, bunu hala çözmüşte değilim..?!) mezarlık ziyareti yapardık. Bu güne kadar kazandığım hiçbir para bayram günü mendil içinde verilen o gazoz parası kadar değerli olmadı.. Sanki evimiz Maldiv adalarında gibi öylesine romantizin içinde olurduk ki bayram günlerinde zarif ve hüzünlü kuşların kanatlarındaki rüzgar sesi gibi gelirdi bayramlar..” der ve sonuna olmazsa olmaz “aaahh beyav nerde şimdi o eski bayramlar..?”ı eklerdik.
Hani derler ya Allahın sopası yok.. Şimdi tüm bayram süresince bayram eve tıkıldık. Kimse mezaklık ziyareti yapamayacak sabah bayram namazına gidemeyecek. Ama dedik ya tüm bayram Corona zorunluluğundan ötürü sülalece evdeyiz. Onun için en azından ailecek bayramı birlikte kutlayabiliriz. Cep telefonunu elimizden bırakıp ailecek sabah kahvaltısına oturup sonra 4 günboyunca; “ne olacak bu eski bayramların hali’ni tartışabiliriz..!