Bugünkü Haberler
Ekspres Gazetesi

TEHLİKELİ SİLAH, İTHALAT…

Sanayi devriminin çeşitli aşamaları vardır ancak başlangıç olarak, 1799 yılında dokuma tezgahının icat edilmesiyle başladığı kabul edilir. O yıllarda Osmanlı Imparatorluğu, hem savaşlar hemde yeniçerilerin ayaklanması ile iç sorunlar yaşamakta idi. Avrupa’da meydana gelen sanayileşme ve yeni keşfedilen Amerika’nın sömürge yapılması sayesinde, hızlı bir zenginleşme meydana gelmişti. Ucuz olarak üretilen malların dış piyasaya satılması gerekiyordu. Avrupalılar tarafından ikna edilen Osmanlı paşaları, 1839 yılında Tanzimat Fermanını hazırladılar. Aynı yıl daha 17 yaşında tahta geçmek zorunda kalan Abdülmecid, bu fermana onay verdi.
Bugünkü Avrupa Birliği kriterlerine uyum süreci gibi algılayabiliriz. Osmanlı vatandaşlarına çeşitli hak ve özgürlük getirdiği ön plana çıkarılsa da aslında satır aralarında ekonomik sıkıntıların başlangıcı gizlidir. Peki nedir bu gizlilik? Kanuni Sultan Süleyman dönemi en güçlü olduğumuz dönem olmakla beraber çöküşün başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bir kadının esiri olan Süleyman, öz oğlunu öldürmekten çekinmemiştir. Eğer Şehzade Mustafa ölmeseydi, Sarı lakaplı ve Hürrem Sultanın oğlu 2.Selim padişah olamayacaktı. Selim konusu başka bir yazı konusu olsun ama Kanuni sadece bu yanlışı ile yetinmedi ve Fransızlara serbest ticaret imtiyazı verdi.
Fransız tüccarları hiçbir zorlukla karşılaşmadan Osmanlı sınırları içinde istediği gibi ticaret yapabilme imkanına kavuştu. O dönem başarı gibi görünen bu uygulama güç kaybetmeye başladığımız yıllarda aleyhimize dönmüştür. Tanzimat fermanı ile beraber diğer Avrupa ülkelerine de aynı imtiyaz verildi. Bunda ne var diyebilirsiniz. Bu sayede Avrupada imal edilen ucuz mal ve ürünler kontrolsüz bir şekilde pazarlarımızda yerini aldı. El emeğine dayalı yerli üretimler, pahalı hale geldi. Bizim ürettiğimiz malların pahalı olmasının sebebi, bugünde iddia edildiği gibi fazla kâr peşinde olmaktan değil, üretimi ucuz hale getiremeyip, çoktan başlamış olan sanayi devrimini ıskaladığımız içindir. Devamında gelen Kırım savaşı, zora giren ekonomik şartları daha da ağır hale getirmiş ve 1855 yılında ilk borç alınmıştır. Başlarda ucuz verilen krediler zaman içinde en ağır şartlar ile verilmiş ve Osmanlı Devletinin dağılma süreci başlamıştır.
Zor şartlarda üretilen ürünler, hem üreticiye hemde bunları satan esnafa inanılmaz zorluklar yaşamasına sebep vermiştir. Dinî bir cemaat olan Gümüşhanevi dergahı, “Esnaf Sandıkları” kurarak, zor durumda olan esnafa derman olmaya çalışmıştır. Ilerleyen yıllarda kurulan “Gümüş Motor” bu cemaat tarafından, yerli üretim amacıyla hayata geçirilmiştir. Dini bir cemaatin dahi tavır koyduğu bir durumun, ne kadar acıklı bir hale geldiğini siz hesap edin. Yerli üretim olmadan, ayakta kalabilmenin yolu maalesef yok. Bunda dolayıdır ki yerli üretimi teşvik etmek, arz talep dengesi oluşturmak ve ithalatı kontrol altında tutmak kesinlikle idarecilerin sorumluluğu altındadır.
Alınan borç paralar ile donanma yenilenmiş, saraylar yaptırılmış, pazarlarda Avrupa üretimi ucuz mallar kaplamış ve yalancı bir bahar havası esmiştir. Sonrasında ise borçlar ödenemez hale gelmiştir. Hatta iki Fransız bankerden alınan ve ödemesi geciken parayı bahane edip, Girit adasına asker çıkarmışlar ve borç ödenmeden askerleri geriye çekmemişlerdir. Günü kurtarma adına yapılan uygulamalar, yarınları tehlike altına atmıştır. Yarınlarımızı doğru planlamanın yolu, tarihten ders almaktır.
Liberal ekonomi denilen sistemi uygulamaya başladığımız 1980 yılından bu yana çeşitli aşamalar geçirdik. Düşük dolar kuru sayesinde ithalat cazip hale geldi ve aklımıza gelen herşey ithal edildi. Yerli üretici para kazanamadığı için günden güne üretim düştü. Ithalat elbette ki yapılır bu kaçınılmaz. Ana sebebi ise iç piyasada aşırı kar sağlamak için kartel oluşturan kişi ve kişilerin oyununu bozmak için bu silah kullanılır. Bizim yanlışımız ise kontrolsüz ithalat yapmak olup, bu silah ile kendi bacağımıza sıkmak olmuştur.
Çaresi nedir derseniz, az tüketim, az kutuplaşma, az konuşma ve çok çalışmaktır.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa