Sonrası mı tepe taklak yalnızlık.  Kuru bir gürültü koparken en derinden,gökyüzü hala mavi kalmakta direniyor. Umudun aynasının yeryüzüne vuruşudur belki de... Derin sessizlik,kıyıya köşeye saklanmış yalnızlıklar. İnsanın içini kemiren yalnızlık korkusu. Bir yandan sevindiren kalabalıkların eksilişi Yok oluşu zamanın ,yalnızlığın sularında. Sahi sen de kalabalıklar içinde yalnızlık sezmiyor musun?

Sezmek de yetmiyor hissetmiyor musun? Yüzlerinden maskesi düşen düşene ha bir de maskesini tenine işleyen işleyene. Kabahat senin kardeşim. Kendin gibi görmeyeceksin. Senin yüzünün masumluğu içinden gelirken onların maskeleri şeytanın siluetlerinden geliyor. İyi niyetini yitirmişlerle dolu dört bir yanımız. Sağa dönüyoruz yalan dolan,sola dönüyoruz hileler. İnsanlık vasfını yitiren yitirene... Öyle bir zamana denk düştük ki ne kırk yıllık kahvenin hatrı kaldı ne de o kahveyi içtiğimi fincanların sapı. Varsa yoksa insanlar birbiri üzerinde hakimiyet kurma derdinde ytmiyor çıkar derdinde.. Ruhlarını adeta şeytanın şerrine emanet eden edene... Bunu görebiliyorsan yalnız göremiyorsan da kalabalıklar içinde sessizce kayboluyorsun...