İnternet ortamı özellikle de sosyal medya, uçsuz bucaksız bir deniz. İçinde doğru yanlış birçok bilgiyi barındırabiliyor.

Her doğal felaket sonrası, ekstra korku filmi senaryoları başlıyor. İnsanlarda kaygılar iki katına çıkıyor. Bir olay yaşanıyor ,daha sonra basın yasağı geliyor. Buna rağmen olay ile ilgili ya da ilgisiz birçok kişi zan altında kalabiliyor. Türk toplumu hazır bilgiyi seviyor. Hazır bilgi olsun, araştırmadan doğruluk payı nedir ne değildir ve teyit etmeden birden ortaya sunuyor. Tabi bu kirli bilgiyi gerçekmiş gibi yayan bir sürü de kişi ortaya çıkıyor. Bazen öyle bir noktaya geliyor ki bu yayılan kirli bilgi, gerçeklik payı bile insanı şüpheye düşürüyor.


Elazığ depreminden sonra sosyal medya ortamlarında bir babanın, deprem anında  çocuklarına siper olmuş ve daha sonra enkazda hayatını kaybettiği  fotoğrafı dolaşıyordu. Bu sosyal medyaya servis edilen üzücü fotoğraf eski yıllara aitmiş. Toplum olarak depremin korkusu yetmezmiş gibi bir de acı olayların fotoğrafları ile ruh halimiz alt üst oluyor. Hemen hemen her deprem sonrası whatsap üzerinden bir ses kaydı, elden  ele dolaşır. Bu ses kaydını insanlar birbirlerine kötü niyette olmadan tedbir amaçlı gönderir. Bu ses kaydını dinleyen ,yaşlısı ,kalp hastası, panik bozuklukta olanı ve evhamlı olanı tedirgin olur ve doğal yaşamını stres ve gelecek kaygısı içinde gerçekleşir. Son yıllarda artan bu ses kaydı içinde yine devlet büyüklerimiz devreye girdi. Ve o ses kaydını paylaşan kişi hakkında toplum düzenini bozmak ve insanları panik ve korkuya sevk etmekten dolayı işlem başlatılacağı söylendi.

Tabi ki de bu kirli bilgi sadece deprem sonrası oluşturulup paylaşılmıyor.
Son günlerde Corona virüsü dünyayı sarmış durumda. İnsandan insana bulaşan ve mutasyona uğrayan, bildiğim kadarı ile de bir türlü çözümü bulunamayıp ölmeyen bir virüsten bahsediyoruz.  Virüs hayli korkutucu bir şekilde Çin’in Vuhan kentini şimdiden ölü şehre çevirmiş. Tabi ülke giriş çıkışları yasak. Lakin bu virüsün bir de kuluçka süresi var. Hava alanlarındaki tedbirler yeterli midir değil midir burası tartışmaya açık bir konu dilerim ki ülkemize de sıçramadan son bulur.
Corona virüsü için Dünya Sağlık Örgütü de kırmızı alarma geçmiş durumda. Hatta ben bu yazılarımı yazarken Dünya Sağlık Örgütü ülke temsilcileri ile toplantı halinde. Gelelim bu virüsle ilgili en saçma kirli bilgiye. Bu virüs ile ilgili binlerce senaryo yazıldı çizildi. Tabi hangisi doğru değil bilinmiyor. Çin Hükümeti ,Vuhan şehri ile ilgili doğru bilgiyi dünya ile paylaştığını düşünüp Çin Hükümeti’ne inanırsak ,virüs yarasa ve yılandan bulaştığı söyleniyor. Ben de sanırım bu virüsün biyolojik olduğunu labortuvarda üretildiğini düşünenlerdenim. Tıp ve bilim dünyasını bu denli çaresiz bırakan bir virüs için duadan başka şuan için elimden bir şey gelmiyor.


Üzüm Sirkesi !


Sosyal medya ortamında bir üzüm sirkesi paylaşımı almış başını gidiyor .Neymiş Türkler Corona virüsü için panzehri bulmuş. Bu panzehir de üzüm sirkesiymiş.Yahu paylaşmadan önce neden bir sorgulama haline girmezsiniz.Birincisi Türkiye’de Corona virüsüne henüz rastlanmadı. İkincisi bu virüse koca tıp dünyası bir aşı ve ilaç bulamazken, hangi vakada bizim Türkler üzüm sirkesini denedi ve geliştirdi. O vaka da virüsten arındı sağlıklı yaşamına geçti  de direkt olarak üzüm sirkesini böyle ortaya sundunuz. Sirkelerin antibakteriyel özellikleri olduğunu biliyordum da bu denli panzehir olduğunu açıkçası bilmiyordum. Lütfen bireyler paylaşmadan önce doğru bilgi olup olmadığını kontrol edelim.


Nuray ALTAY PÜSKÜLLÜOĞLU