“Hayat insana ne kazandırıyorsa onu geri almasını bilir. Hayatla oyun oynamak zordur fakat ödülleri çok büyüktür. Ödül oyununa katılmak için hayatla mücadele etmelisiniz.”

Hayat bir sınav derler ya hani... O sınavı geçmek pek kolay olmaz. Bu dünyaya neden geldik? Herkes bir gün o kara toprağın altına girecek değil mi? Önemli olan öbür taraf için çabalamamız, asıl sınavımız o bizim. Bunun için de bu dünyada yaşarken karşımıza çeşit çeşit sorunlar çıkıyor. Bakalım bu sorunları doğru bir şekilde atlatıp sınavı geçebilecek miyiz?

Kendinizi bir gözden geçirin. En çok şunu sorun kendinize. “Ben bugün Allah için ne yaptım?” Eğer bu soruya cevap buluyorsanız şanslısınız demektir. Fakat tam tersi şekilde hareket ederseniz vay halinize... Elbette ki çabalamak lazım iyi bir insan olmak için. Allah için yapılan şeyler yalnızca islamın beş şartı değildir. Bunun yanında kul hakkına girmemek, ahlakı bozmamak, insanlara kötü davranmamak vb. gerekli.

Peki vicdan meselesine geldiğimizde, sizin vicdanınız rahat mı? Yarın öleceğinizi bilseniz içinizde ufacık da olsa bir kırıklık kalacak mı? Mesele vicdanı rahat tutmak. Doğru insanların vicdanları her zaman rahat olur.  Burada din dersi vermek değil amacım. Biraz olsun hakikati gösterebilmek. Veya hatırlatabilmek. Unuttuğumuz onca çok şey var ki... En önemlisi de ölümü unutuyoruz. Bu dünyaya asıl gelme amacımızı unutuyoruz. Herkes o kadar kötü, herkes o kadar gaddarlaşmış durumda ki... Düzelir mi bilmiyorum. Ama olay insanların kendisinde biter. İnsan kendi yanlışlarını yalnızca kendi düzeltebilir.

Şu körelmiş kalplerimizden kurtulabilirsek, belki o zaman daha güzel bir hayat yaşarız. Haydi bir defa sorgulayın kendinizi. “Benim vicdanım rahat mı?”