Deprem bölgesinde yaşadığım için zaman zaman ,şiddetli deprem (yıkım derecesinde )olmasa da hafif şiddetli depremleri yıllarıdır yaşıyorum.

17 Ağustos depremini de Balıkesir'de küçük yaşlarda yaşamıştım.O günden sonra daha da deprem bilincine sahip olup,her depremde sakin kalma çabasına girmeye çalıştık ve depremle yaşamayı öğrenmeye başladık. Deprem korkusu ise hep tazeleğini koruyan bir duygu oldu bizlerde. Her deprem ya da bir afet sonrası vicdanlarımızı sorgular oldum.Deprem sonrası yaşanılan acıları unutup,bazı kendini bilmezler din dil ve miller ayrımı yapar oldu.

Oysa hepimiz aynı dinin mensubu olup mazlumun ve masumun yanında olan değil miydik? Ne ara vicdanlarımızı enkazlara gömdük. Her deprem sonrası vicdansız insanların paylaşımlarına,kin ve nefretlerine maruz kaldık. Şair Ahmed Arif'in de dediği gibi ''Nerede bir can ölse orada olur yüreğim.'' Sel olur sel mağduru vatandaşlarımız için akar yüreğimiz,deprem olur enkazdaki vatandaşlarımıza dillerimizde dualar olur.Kurtarılmaları ise bizler için bayram olur.

Oysa hepimiz biriz herkesin bir ailesi bir yakını ,sevdiği var.Unutmamalıyız ki bugün bizlere yarın onlara ,yarın onlara bugün bize.Bu felsefe ile yola çıkarsak,vicdanlarımızı taze tutarsak her zaman iyilik yapar iyi düşünürsek,iyi günde kötü günde bir iken bin olursak bu doğal afetleri de birlik içinde atlatırız. Birilerinin acısı bizlerin sevinci olmamamalı.Bu hayat hepimiz için insanı ile hayvanı ile doğası ile...

Lütfen afet zamanları daha çok kenetlenelim.Az çok demeden yardım edelim insanlara. Yardım edelim ki bugün onlara el uzattığımız için yarın bizlere de bir şey olsa el uzantımız olsun.