Bir insanın ablasının, abisinin, kardeşinin olması kadar güzel bir şey var mı bu hayatta? Çok şükür ki hepsine sahibim. Bir de tek çocuk olanlar var. Hiç özenmezler mi bir abisi, ablası, kardeşi olsun. Bu haftaki yazımda abla olmaktan, ablanın kardeşine hislerinden, kardeş ve ablanın arasındaki bağdan bahsedeceğim...

İnsanın bir ablası olmalı... Yeri geldiğinde anne görevi gören, aileyi çekip çeviren. Kardeşin başı sıkıştığında kapısına koşacak bir abla olmalı. Ablalar şefkatlidir. Her zaman bugüne kadar edilmiş bütün kavgaları hiçe sayıp kol kanat gerer kardeşlerine.

En sert kavgalar kardeşler arasında olur. Ama ne olursa olsun bunun sonunda küs bile kalınsa ilk birbirine koşacak kişi kardeşlerdir. Ablalar sevgisiyle sarmalar kardeşleri. Hem abla, hem kardeş, hem arkadaş hem sırrını anlatabileceğin bir dostun olur. Dünyada tadılabilecek en güzel, en büyük sevgilerden biridir insanın ablasının olması. Çünkü her zaman bütün kapılar kapansa bile bir tek ablanızın kapısının sonsuza kadar açık olacağını bilirsiniz.

Her kardeşin yeri ayrıdır elbet. Abi, abla, küçük kardeş... Ama işte ablalık öyle bir şeydir ki abinin de, kardeşin de yaklaşamadığı şekilde yaklaşır kardeşlerine. Bu dünyada ablası olanlar çok şanslı. Her ne kadar aralar pek iyi gibi görünmese de, kıymetini bilin. Asla sizi silip atamayan bir insan olacak her zaman hayatınızda...