Koronavirüsü salgınında geçen bir buçuk yıl. Binlerce canı bu hastalığa kurban verdik, özgürlüğümüzü feda edip evlere tıkandık, işimizden- aşımızdan olduk.

İnsanlık bu girdabın içerisinden çıkmaya çalışırken gelen Almanya ve Çin’den gelen aşı haberleri bir nebze de olsa morallerimizi düzeltti. Vücut bağışıklığını arttırdığı ve olası bir virüse yakalanma durumunda bile hastalım süreci hafif geçilmesi adına bir şans olarak değerlendirdik aşıyı. Dünyada da yaygın şekilde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte aşı karşıtlarının kampanyaları da daha görünür olmaya başladı. Vücutlarınıza cip takılıyor gibi magazinsel boyutta başlayan aşı karşıtlığı, aşılar insan vücudunda büyük deformasyonlara neden oluyor hatta öldürüyora kadar söylemler gitti.  Aşı vurulmak istemeyen bir kesimin olabileceğini düşünüyorum. Sonuçta bu kişisel bir tercih meselesi ancak aşı karşıtlığıyla suyu bulandırmak doğru değil.  Tarihin her boyutunda bilimsel gelişmelere karşı bir kesim karşı refleks ortaya koymuştu. Şimdi aynı senaryo teknolojinin gelişmesinden dolayı daha yaygın şekilde dijital platformlarda yapılıyor. Bu tarz bilimsel verilerden uzak, fotoğraf üzerine yazı şeklinde yapılan paylaşım ve enformasyon toplumu panik ve korkuya sevk ediyor. Her nasıl ki; Sermaye Piyasası Kurulu gibi kurumlar yatırımcıların yanlış yönlendirilmemesi adına yanlış yönlendirmeleri takip ediyor, gerektiğinde cezalar ve yaptırımlar uyguluyorsa bilimsel verileri manipüle edenlerinde devletin ilgili kurumları tarafından denetimden geçmeli.