Normalde pek Türk dizileri izleyen birisi değilimdir. Türk dizilerinde de tercihim mizahi yönü ağır basan diziler olur. Özellikle de hayranlık duyduğum, Gülse Birsel’in dizileri de ilk başta tercihimdir. Dizi izlemeden önce dizinin konusunun ruh halime uyup uymadığına bakarım.

Ruh halime göre dizilerin konularını da belirlemeyi severim. Gündem, hali hazırda karışıkken birde ruh sağlığını olumsuz etkileyecek dizilerden ise imtina ile kaçar ya yabancı filmlere ya da kitaplara sığınırım.

90’lı yıllarda yaşayanlar bilir birazdan bahsedeceğim dizileri. Haftanın belirli günü olurdu o diziler ,öyle şimdi izlemeyeyim yarın tekrarına bakarım yoktu, izledin izledin izlemedin sağdan soldan tekrarını yarım yamalak dinlerdin. Dizilerin kalitesine gelince ise usta tiyatro ve sinema oyuncuların başrollerini paylaştığı konu olarak da genelde güncel konular senin benim ve ailelerin birlikte oturup izleyeceği türden olurdu. Şiddete rastlamak ne mümkün, herkes sevgi dolu bir yaşam içinde hayatını idame ettirirdi 90’lı yıllardaki dizilerde…

Ekmek Teknesi dizisini hatırlayanlarınız vardır. En sevdiklerimden biridir. Seneler sonra dahi otur aç izle. Kavga yok gürültü yok. Espriler arşa çıkıyor. Aile babası Nusret Baba ve kızlarının macerası. Hele bir de dizinin ya sonu ya da ortasına doğru mahalle kahvesi ahalisi toplanırlardı. Ellerde ince belli demi bahtımdan kara bardaklar, herkes ağzı açık gözler Herodot Cevdet’te ,Cevdet'ten menkıbeleri dinlemekle geçerdi. Tarihe adeta yeniden ışık tutup, olağanüstü anlatımı ile bizleri ekrana bir kez daha kitlerdi. Demem o ki o yılların dizileri bile didaktikti.

Son günlerde manşetleri süsleyen bir dizi var karşımda. Henüz izlemedim. Ruh halimin izlemeye şu günlerde müsait olup olmadığını da bilemiyorum. Dizi izleyicileri tarafından verilen tepkilerin, gündeme oturmasından dolayı gerek sahneden alınan kesitler gerekse diyaloglara da bakarsak pek akıl sağlığını koruyucu bir dizi olmadığı aşikar. Kadının yine başrolde adının olmadığı ezilip hor görüldüğünü de sadece dizinin birkaç kesitlerinden de görmek gayet mümkün. Dilerim o dizinin etkisinde kalıp, bilinçaltındaki ahlak bekçisi insanlar ortaya çıkarıp ,mağara yaşantısına dönmezler. Yapımcılar, gerek pandemi günleri gerekse üzerimize ölü toprağı atmışçasına yaşadığımız şu günlerde dilerim mizah ağırlıklı dizi ve filmlere yönelirler. Ülke olarak gülmeyi unutan bir toplum olduk.