Ayaklı kütüphane sözünü duymayan ve bilmeyen yoktur ama , her nedense tüm kitapların kitaplıklarda veya kütüphanelerde durduğunu , oradan alınıp okunduğunu ve ihtiyaç duyulduğunda yararlanıldığını bildiğimizden canlı kitapları ve ayaklı kütüphaneleri unuturuz.

Oysa canlı kitaplar o kadar değerli ve kıymetlidirler ki , genellikle biz onlardan yaşamları esnasında yeteri kadar istifade edemeyiz , onların kıymetini öldüklerinde anlarız , sonunda pişmanlık duyar hayıflanır dururuz , ah ve keşkelerimiz arttıkça artar.

 

Yazar ölse bile kitaplar ölmez ,  o' yazarın insanlığa ve gelecek nesillere bıraktığı kalıcı bir eserdir. Kütüphane ve kitaplıklarda durur , elden ele dolaşır , okunur , basılır , cd.si yapılır , çoğaltılır , dağıtılır , bilgisayar belleklerine kaydedilir , sahaflarda muhafaza edilir ,  tozlu raflarda dinlenirken okuyucularını bekler.

 

Ama canlı kitaplar ölümlüdür , sağlığında kendilerinden ne kadar bilgi sağabildikse bizim kazancımız o kadardır . Ancak sütü sağmak kadar önemli olan şey , sağılan sütten yoğurt , ayran , peynir , lor , ekşimik , krema , tereyağ , süt tozu , sütlü tatlı...vb. gibi insan sağlığına yararlı gıdalar üretmek ve sütü değerlendirmektir . Keza elde edilen bu kıymetli ürünleri bozulmadan muhafaza edebilmektir .Canlı kitaplar da diğer kitaplar gibi bir kaynak ve bir ilaçtır , onları ve onların bilgilerini , baş köşede , baş ucumuzda , baştarafta , elimizin altında bulundurmalı ve aklımızın bir köşesinde tutmalıyız .

 

Canlı kitaplardan , canlı ve ayaklı kütüphanelerden ; çok değerli , çok kıymetli , çok zeki ,  çok akıllı , çok bilgili ve deneyimli  kişilerimizden , büyüklerimizden ve abilerimizden onlar hayatta iken azami ölçüde istifade etmeliyiz .

 

Onların herbirisi bizim için her an ulaşabileceğimiz , önemli kişilerdir ve birer canlı kitaptır.

Onlar öğretmenlerimiz , anne - baba , kardeş - abi - abla , arkadaş ve akrabalarımızdan birisi olabileceği gibi , iş arkadaşımız , işverenimiz , müdür - amir ve çalışanımız da olabilirler. Sosyal çevremizdeki bakkal , manav , kasap , tamirci , simitçi , sokak çalgıcısı veya sanatçısı , yazar - çizer , şair , ressam , heykeltraş , avukat , doktor , mühendis , sanatçı veya sanatkar da  bizim için bir canlı kitap olabilir .

 

Kimisinin sabır ve azmi , kimisinin ustalığı , kimisinin dürüstlüğü , kimisinin tertip -düzen ve temizliği , edebi , adabı , üslübu , yaratıcılığı , ileri görüşlü oluşu ,  işbilirliğini sevmesi , bilgi birikimi ve deneyimi , zeki ve akıllı oluşu , cesareti ve feragati , yaşama bağlılığı , insanlığı , saygı -sevgi ve hoş görüsü ,  atiklik-tetiklik ve çevikliği , tevazuu bizim için güzel örnekler oluşturabilir. Sağlığında canlı kitaplarımızdan yararlı bilgiler sağalım , onlara sorular soralım , cevap vermelerini isteyelim , onlarla konuşalım , onları dinleyelim , deneyimlerini , fikir ve düşüncelerini önce anlayalım ve daha sonra da bize aktarmalarını sağlayalım .

 

Sonunda ah , tüh , vah , keşke , kıymetini bilemedik , o şimdi sağ olsaydı buna bir çare bulabilirdi , bunu en iyi o bilirdi , bizi o kurtarabilirdi ... çıksa mezardan da geri gelse falan dememek için sağlığında yaptıklarına , yazdıklarına ve söylediklerine kulak ve değer verelim.

 

Her ne yaparsak yapalım öncelikle ; ATATÜRK' ümüze ve O'nun ilke ve inkilaplarına sahip çıkalım .