Son yıllarda savaşların temposu artmakta. Savaşlar, salgın hastalıklar, iç karışıklıklar, kıtlıklar, iklim değişikliği ve daha bir çok insan unsuru felaket…

Bu yıl da her Ramazan ayında olduğu gibi İsrail; Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksayı saldırısız,  Filistini  şehitsiz koymadı. Çocukların acımasızca öldürüldüğü saldırılara bu kez dünya sessiz kalmadı. Gelen tepkiler üzerine korkan İsrailin imdadına ABD yetişti ve ateşkes çağrısı yaptı. Nihayet İsrail ve Hamas arasında varılan ateşkesin ardından Gazze ve Kudüs rahat bir nefes alacak derken,  ateşkes sevinci ve zafer kutlamaları Netanyahuyu kızdırmış olacak ki;  işgalci İsrail polisi, Cuma namazı sonrası Mescid-i Aksadaki cemaate ses bombalarıyla saldırdı. Her zaman ki gibi iki yüzlü siyasetini sürdürmeye kararlı olan İsrail, Filistinin roketle karşılık vermesi halinde güçlü şekilde cevap vereceğiz diyerek yeni planlarını deşifre etti. Demek ki yapılan ateşkes yeni bir savaş sürecine kadar ortamı soğutma hareketiymiş. 2021 Mayıs ayında başlatılan saldırıların temelinde Şeyh Cerrah mahallesindeki Müslüman sakinlerin yerlerinden edilerek , Yahudi yerleşimcilerin yerleşmesinin sağlanarak, Kudüsün nüfus yapısının değiştirilmesi gerçeği var. İktidarda kalmak için savaş çıkaran Netanyahu ve Siyonist işgalciler sakin durmayacaklar.

 

Peki Filistinde tarih tekerrür ettiğinde Müslüman kardeşlerimiz yerlerinden yurtlarından zorla çıkarılırken, hergün saldırılarda çocuk, kadın demeden onca masum cana kıyılırken, ilk kıblemize yapılan saldırılarda  Mescid-i Aksa mahzun kalırken, direnişin sembolü Filistini yalnız mı bırakacağız?

Görüldüğü gibi ateşkes sürecine kadar Filistin yalnız değildi. Sadece İslam dünyası değil dünyanın birçok yerinde İsrailın ırkçı saldırılarına tepkiler yükseldi. Mazlum ve mağdurun yanında olmanın gücü Siyonist İsraile geri adım attırdı. Ancak biliyoruz ki rehavete kapıldığımız anda eskisinden daha acımasızca saldıracaklar.

Türkiyeden İsraile tepkiler gitmeye başladığı anda Netahyahunun oğlu Türkiyeyi boykot çağrısında bulundu.  İslam ülkelerinde birliğin hayalini dahi kurmuyoruz artık. Ancak herkesin İsrailin  Filistine zulmüne dur diyebilecek bir silahı var elinde. Bırakalım artık bizi bizim silahımızla vuran Siyonistleri zengin etmeyi. Yerli ve milli olma yolunda bu kadar çaba varken, bizi boykot eden hainlerin mallarıyla yangına  körük olmayalım. Filistin meselesinde insiyatif almak zorundayız. Sadece Filistin için değil. Filistin düşerse biz de düşeriz. İsrail Filistinde Müslüman mirası ile tarihini silmeye çalışıyor. Filistinin küresel şirketleri, medya güçleri, güçlü müttefikleri yok. Türkiyenin İsraile silah satışına yönelik tavrı örnek teşkil ederken, İsrail ürünleriyle İsraili zengin etme alışkanlığımıza son vermeliyiz.

Öz vatanında parya yapılan Filistinin gördüğü zulmün bittiğine, Mescid-i Aksanın ilelebet özgür kaldığına şahit olabilmek ümidiyle