Bu hayatta bir gerçek var. Güneş herkesin üzerine doğar ama herkesi aydınlatmaz.

Bu bir acı gerçek. Her sabaha bir umutla uyanırız. Biliriz ki o güneş her sabah doğacak. Biliriz ki o güneş her yeri aydınlatacak. O güneş insanlara umut olacak. Ama ne yazık güneş her insanı aydınlatmaz. Yarım kalmışlıklar, özleyenler ve daha nicesi güneş doğsa bile farkında olmaz. Şöyle bir örnek verelim. Allah korusun sevdiğiniz birini kaybettiniz. Anne, baba, arkadaş, sevgili... O güne kadar doğan güneşle o günden sonra doğan güneş bir olur mu sizin için? Çünkü eksiksiniz. Çünkü sizi tamamlayan sürekli hayatınızda olan parçanız yanınızda değil. Ama bizler böyle bir hayatı yaşamaya mecburuz. Ölüm diye bir gerçek var. Belki de gün gelecek geride bırakan kişi bizler olacağız. Bilemeyiz. Ama işte o her gün doğan güneş var ya eksiği olan insanları aydınlatmaz. Artık olağan bir şeydir güneşin doğması. Gün doğumunu izlemek bile istemez belki de o insan. Çünkü artık bir anlamı kalmamıştır. Yine de bu gerçekle yüzleşmek gerek. Bu gerçeğin hayatımızda her zaman var olacağını bilmemiz gerek. Kaybettiklerimizi unutamayız. Zamanla yokluğuna alıştığımızı sanırız sadece. Bir acı biter yenisi başlar. Sizi aydınlatmayan güneş bir gün yeniden aydınlatmaya başlar. Fakat bu defa da başladı için bir anlamı kalmaz doğan güneşin. Siz siz olun güneşinizi soldurmayın...