Güzel olmayı denemeli insan. Kalbinin güzelleğini biraz daha arttırmalı. Biraz daha nazik olmalı mesela. Kırılmamayı değil de kırmamayı öğrenmeli. İnce düşünceli olmayı, gönül almayı bilmeli. En başta insan, insan olmalı. Geri kalan her şey onun devamında gelecektir zaten. Hayatı hoş görmeye çalışmalı. Güzel olduğuna inandığında ise görecektir ki insan, tüm güzellikler de ona gelecektir. Yeter ki pes etmek olmasın yolun sonunda.

Şöyle bir düşüncemiz var bizim. “Bunca zaman iyi insan oldum da ne geçti ki benim elime? Bu dünyada hep kötüler kazanmıyor mu? Hep kalbi kötü olanlar hayatlarını daha iyi yaşamıyor mu? Cepleri para dolu bir kere! Kul hakkı yemedik, kimsenin hakkına girmedik bunca zaman. Peki iyi olmak ne kazandırdı bizlere?”

Tüm bu sözlerin sonunda pes etmek giriyor işin içine. Ama sorarım sizlere... Bu düşünceler yalnızca bu dünyaya ait değil midir? Dünya telaşesine kapılmış bir insanın düşüncesi değil midir bunlar? Evet belki de kötü kalpliler daha iyi yaşıyor bu hayatı, peki öbür tarafta kazanacak olan kimler? Varsın kazansın kötü kalpliler. Elbet bir gün dönecek devran. Dönmese bile zaten o pes etmek üzere olan güzel kalpliler her ne kadar bunu yapmaya çalışsalar da içlerinde böyle bir duygu olmadığından yapamazlar. Bu dünya da bu güzel insanların sayesinde dönmeye devam eder. Ve her zaman bir umut olur insanda.

Güzel olmayı denemeli insan... Olduğundan çok daha güzel. Kırmadan, dökmeden, kötü niyet gütmeden, güzel bakarak güzel olmayı denemeli...