Kalbi fazlasıyla hassas olan insanlar vardır bu hayatta. En ufacık şey bile onların kafaya bir şeyler takmasına sebep olabilir. En ufacık şey bile onları fazlasıyla incitebilir. Hani hep derler ya... Bu dünya kalbi hassas olanlar için cehennemdir diye. Tam da öyle...

Oysa bu insanlar her ne olursa olsun mutlaka haklıdırlar. Çünkü karşı tarafı kırmamak için ellerinden gelenin en fazlasını yaparlar. Aman ben bunu söyleyip şunu incittim mi aman ben ya zarar verdiysem diye hep kendilerini yer bitirirler. Suçluluk duymamamız gereken davranışlar var. Bunlardan bahsetmek istiyorum biraz.

Bazen insanların yaptığı yanlışları anlamaları için onlara karşı soğuk davranırız. Soğuk davrandığımız için belki bizler kötü oluruz ama bundan asla suçlulu duymamamız gerekir. Sonuçta içimizden soğuk davranmak geldiyse içimizin de bir bildiği vardır değil mi?

Her insan bir diğer insanın hayatına karışma hakkını görür kendinde. Ne yazık ki çoğu insanda elalem ne der diye gönlünden geldiği bir şekilde rahat rahat yaşayamaz. Ama bir gün o insanlara karşı kulaklarınızı tıkamayı başardığınızda kendi yolunuzda gidiyor olmaktan asla suçluluk duymayın. İnsanlar elbet bir gün sizi olduğunuz gibi kabul edecektir.

Bir başka sorunumuz da arandığımızda, mesaj atıldığında o telefona her zaman cevap vermemizi beklemeleri. Belki o an bir işi vardır insanın, veya diyelim ki işi de yoktu telefon da elindeydi. Ama belki o an yalnız kalmak istedi. Bunlar insanların en doğal hakkı. Her zaman başkaları için yaşayamazlar. Biri sizi dışarıya çağırdığında canınız gerçekten istemiyorsa hayır demeyi bilin. Ve bundan suçluluk duymayın. Eminim ki içinizden geleni yaptığınız için bundan mutluluk duyacaksınız.

Hassas kalplilerin suçluluk duyduğu daha bir çok konu var. Birini reddetmek, sesini hafif de olsa yükseltmek bunların çoğundan suçluluk duyuyor o kalbi güzel insanlar. Birisi çok güzel özetlemiş hassas kalpleri. “Kuşlar yemek yerken ürkmesinler diye yolunu değiştiren insanı dünya elbette incitir.”