Gittikçe azalıyor hayat. Her adım atışımızda, her nefes alıp verişimizde bir dakika çoktan geçmiş oluyor. Bu kısa hayata neler sığdırıyoruz peki? Ansızın ölüp gitsek, gözümüz arkada kalacak mı? Veya gönül rahatlığıyla gidecek miyiz öbür tarafa? Nerede yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemli olan. Arkamızda nasıl izler bıraktığımız... Arkamızdan iyi insandı demelerini kim istemez?

Şimdi şimdi anlıyor insan. Neyi erken yaşadık dediysek aslında hepsine geç kalıyoruz meğer. Çünkü hayat bir göz kırpış kadar kısacık bir zaman dilimi. Hep hayaller kurarak yaşarız. Durumlardan dolayı bu hayalleri de hep erteleriz. Bazen de hayallerimizi gerçekleştiremeden çeker gideriz bu dünyadan. Oysa geç kalmamak lazım. Sevdiğimizi söylemeye, sevdiklerimize sarılmaya, hayallerimizi gerçekleştirmeye geç kalmamak lazım...

Kaybetmek mi daha kötü, yoksa kazanmamış olmak mı siz söyleyin. En azından çabaladı derler. Çabaladı ve buna rağmen kaybetti. Oysa kazanmamış olmak daha kötü değil midir? Bir şeyi çok istersin ve asla çabalamazsın. Sadece ister ve olacak diye öylece beklersin. Bu ömür bekleyecek kadar uzun değil ne yazık ki... Her neyi istiyorsanız peşinden koşun. Koşun ki kazanamasanız bile çabaladı ama başaramadı desinler arkanızdan.

Azalan hayatı göz önünde bulundururak yaşayalım geri kalan zamanımızı. Yoksa her şey için gerçekten çok geç olacak...