“Hayat ne garip değil mi? Birisi “arabamı hazırlayın” diyebiliyorken, diğeri “abi 25 kuruş eksik bnebilir miyim” diyor.” –Can Dündar

Hayat ne yazık ki her insanın yüzüne eşit gülmüyor. Kimi parasal açıdan zenginlik yaşarken, kimisinde yalnızca gönül zenginliği oluyor. Elbette ki gönül zenginliği her şeyden çok daha önemli. Çünkü bu hayatta olmazsa da öbür hayatımızda gönlü zengin insanlar kazanmış olacak. Can Dündar’ın söylediği cümleye bakın. İnsanlar kendi isteğiyle mi seçiyor bu hayatı?

Kimisi bazen evet, kendisi seçiyor. Ben çalışmak istemiyorum deyip çalışmıyor ve havadan gelecek paraya bakıyor. Şahsen ben havadan gelen para görmedim bugüne kadar... Bazense mecburiyetten işsiz kalan insanlar oluyor. İşte o zaman gıptayla mı diyeyim veya acıyarak mı diyeyim zenginlere farklı gözle bakılıyor. Aslında amaç burada kıskançlık değil. Onun parası var benim neden yok değil. Hayat onun yüzüne gülüyor da bizim yüzümüze niye gülmüyor hiç değil.

Sözüm herkes için geçerli değil ama, mesele şu ki, bazı zenginler o kadar parası olmasına rağmen paylaşmayı bilmiyor. Bunun aksine gönlü zengin olan insan ise cebinde son parası olsa dahi, kendinden çok ihtiyacı olan birini görünce çıkartıp veriyor.

Yine de her şeye rağmen binlerce kez şükreder o gönlü zengin insanlar. Her sabah yeni bir umutla uyanırlar güne. Çünkü bilirler ki, her ne olursa olsun hayat onların da yüzüne bir yerde gülecek. Ya bir telefon, ya hiç tanımadığı bir insan ya da aniden gelen bir Hızır...

Cepteki para insanın zenginliğini göstermez aslında. O bu dünyada yalnızca bir güçtür. Boşuna dememişler para her kapıyı açar diye. Parası olanın işi her türlü görülmüyor mu bu memlekette? Şunu aklınızdan çıkarmayı. Paranın satın alamayacı bir şeye sahip olana kadar, ZENGİN DEĞİLSİNİZ....