İnsan çok garip bir varlık. Diğer canlılarda olmayan birçok üstün özellik insanda var. Ama aynı zamanda diğer canlılarda olmayan bir çok kötü özellik de insanda mevcut. Yeryüzünde var olan medeniyetin mimarı insan olduğu gibi sorunların kaynağı da insan. Yani güzelim dünyayı insana dar eden yine insan. Kimsenin ağzından ‘bıktık şu aslanlardan’ diye bir şey duymuyoruz. Ya da ‘maymunlar yüzünden hayatımız karardı’ diye bir serzeniş yok. İnsana zulmeden, ona hayatı zindan eden, hakkını vermeyen, onu yok etmek isteyen yine kendi türü. Hayvanların bir çoğu insanla karşılaştığı zaman zarar vermiyor hatta kaçıyor. Ama insanların bir arada olduğu yerde savaş ve çatışma hiç durmuyor.

Her miras kavgalı, her düğün gerilimli, her müsabaka çekişmeli. Aynı ana babadan olan kardeşler daha bir yemek masasında birbirleriyle çekişiyor. Devletlerin savaşları bitmiyor. Ortada her zaman kavga edecek haklı bir sebep var.

Halbuki kavga eden her iki grup veya savaşan iki devletteki vatandaşlar da ormanları korumada birbiriyle yarışır. Ya da her ülkenin vatandaşları da hayvanların zarar görmesinden üzüntü duyar. Bebeklerin ve çocukların acı çekmelerine dayanamaz. Başka canlılara bu kadar merhametliyken nasıl oluyor da kendi cinsine düşman olabiliyor ve ona zarar verebiliyor. Hatta bazı durumlarda toptan yok etmek isteyebiliyor.

Her coğrafyanın, ırkın, dinin ve mezhebin düşmanı farklı. Ancak her topluluğun istisnasız bir düşmanı var. Uzaktan bakınca çok anlamsız olmasına rağmen Dünya var olduğundan beri çatışma ve savaşlar olmuş. Medeniyet ne kadar gelişse de insanın bu özelliği değişmiyor. Sadece biçim değiştiriyor. Savaşlar kadar acımasız olmasa da üniversitelerde karşı fikirler ve bilimsel görüşler iki taraf haline gelebiliyor ve birbirine düşman olabiliyor.

Herkes bu gerçeklerde ittifak etse de çatışmalar hiç durmuyor. Ama yine de biz bir yerlerde umudumuzu saklı tutalım. Belki bizim bilmediğimiz bir yol bulunur.