Bazen diyoruz ki, evet bu defa insanlık kalmamış. Kötü bir olayı gerçekleştiren kişiye insan demeyi pek uygun görmüyoruz. İnsan kime denirdi önceden? Yüreği vicdanla, merhametle dolu kişilere değil mi? Şimdi kimde görüyorsunuz o vicdanı ve merhameti?

Her şey kötüye giderken, sürekli buna susmaya gönlün nasıl razı geldi derken, bir bakıyoruz yeniden yeşilleniyor umutlarımız. Evet, insanlık öldü. Ama hala bir umut var gizli saklı köşede bekliyor insanlık. Örnek veriyorum. Bir baba düşünün. Borç harç içinde cebinde yalnızca beş kuruşu var ev geçindirmeye çalışıyor. Bağırıyor, herkese derdini anlatıyor, sesini duyan yok. Belki de duyuyorlar ama kulak asan yok. En sonunda o baba intihar ediyor. Ve o aileye bakma kararı alıyorlar. O adam intihar edene kadar insanlık neredeydi? Yok işte yok! İnsanlık bir babanın feryadında ölüyor!  Aynı olayı yeniden baştan alalım. Bir baba var, ev geçindirecek gücü yok. Birileri sesini duyuyor ve hemen elinden geldiğince yardıma koşuyor. İşte orda devreye insanlık giriyor. Diyoruz ki insanlık ölmemiş. Hala umut var.

İçimizdeki umutla her zaman yaşamaya devam edeceğiz. Ama belki de farkında bile değiliz. İnsanlık öldü ve bizler de insanmış gibi yaşamaya mahkum edildik...