İstanbul Sözleşmesi, bir Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırıldı. Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesine ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları belirleyen bir sözleşmedir.

 Türkiye bu sözleşmeyi 11 Mayıs 2011 yılında ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011 tarihinde parlamentoda 247 milletvekilinin 246'sının evet oyuyla ilk onaylayan devlet oldu. Türkiye, bir yıldır üzerinde büyük fırtınalar kopartılan, toplumsal kutuplaşmanın mihenk taşı haline getirilen İstanbul Sözleşmesini imzalayalı 10 yıl geçmiş, ilk imzalandığı tarihlerde "Kadına karşı şiddet alanında ilk uluslararası belge olan söz konusu sözleşmenin müzakere sürecinde ülkemiz tarafından öncü rol oynanmıştır" ifadesine yer verilmişti. 10 yıllık sürecin sonunda gelinen nokta İstanbul Sözleşmesi aile kavramını tehdit ettiği ve LGBT gibi oluşumları özendirdiğine yönelik eleştiriler sonucunda bir KHK ile kaldırılması oldu.  Özellikle son bir yıldır sosyal medyada tartışma konusu haline getirilen sözleşmedeki maddeleri merak edip ilk defa internetten İstanbul Sözleşmesinin okudum. Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesine ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi başlığını taşıyan sözleşme adından da anlaşılacağı üzere kadınlara yönelik her türlü şiddetin önüne geçilmesi adına ortaya konulmuş bir manifestodur. Maddelerini okuyunca hiç bir bölümünde aile kavramını tehdit eden ve bu kavrama zarar veren bir ifade göremedim. Bu konuya objektif yaklaşıyor ve samimi bir şekilde ifade ediyorum ki; bu sözleşmenin içinde aile kavramını tehdit eden ve LGBT'yi özendiren bir ifade varsa bunu bana yazabilirsiniz. Ancak benim okuduğum maddelerde sözleşmeye taraf devletlerin kadınlara yönelik fiziki, cinsel ve psikolojik  şiddeti önleyecek yasalar çıkarması ve bu konuda ortaya çıkmış mağduriyetlerin nasıl rehabilite edileceğine yönelik maddeler var. Bu kapsamda uluslararası normlarda insan haklarını üst seviyelere çıkarılması gereken bir ortamda kazanılmış hakların geri verilmesi ülkemize insanlar hakları açısından bir şey kazandırmaz. Toplumda her an şiddet ve istismar tehdidi altında kadın ve çocukların yasalarla korunması ve güvence altına alınması gerekir.