Geldi çattı yine o kara gün. Bakın Karadeniz sularına ne kadar da karalar. Çoğu insan bakar ve der ki nesi kara bunun mavi ya rengi der.. Oysa bir de Çerkes’lere sorun o rengi. Karanın da ötesi kapkaranlıktır Karadeniz. Çünkü orası yıllar önce ailelerine, yoldaşlarına, atalarına mezar olmuştur. Hırçındır Karadeniz suları. Orada yatan Çerkes’lerin dinmeyen öfkesini andırır. Kaç insana mezar olmuştur o sular.

İnsanları tarihini merak eder ve araştırır. Her ırkın da ayrı birer tarihi vardır. Bunlardan biri olan Çerkes Sürgünü 21 Mayıs 1864’te gerçekleşmiştir. Hikayesi de öyle acıdır ki insanın yüreği dayanmaz. Yurtlarından sürülen Çerkes’ler gemilere bindirilip Karadeniz sularına salınır. Günler günleri kovalar, aylar ayları... Bir türlü gelmez o yolun sonu. Hastası, yaşlısı, çocuğu... Her türden insan vardır o geminin içinde. Bir de anne vardır. Kucağında ufacık bebeği. O bebek annesinin kucağında can verdiğinde o kadın sırf  evladı denize atılmasın diye günlerce saklar bunu. Sonradan kokmaya başladığında yavrusunu koparırlar o anneden. Acımadan insafsızca atarlar denize ufacık bedeni.

Kimi o gemiye ailesiyle binmiştir. Kimi geride sevdiklerini bırakarak. Kimi ise ailesi başka gemide, onlar başka gemidedir. Kimin nereye gittiği asla bilinmez. Böyle böyle dağılır Çerkes’ler yurdun dört bir yanına. Gel de bulasın aileni. Yaşanılan onca caniliğin, soykırımın üstüne aslında yurtlarından kaçmak değildir yaptıkları. O gemilere zorla bindirilip, zorla sürüldü o insanlar. Her zaman içlerinde öfkeyle kinle yaşadılar bunca zaman da. Hala Çerkes’lerin içinde bir umut. Bir gün vatanlarına geri dönecekler.

Yaşandı bitti derler ya genelde. Öyle olmadı bu insanlar için. Unutmadık, unutturmayacağız diye avazları çıkana kadar bağırmaya, seslerini duyurmaya devam ediyorlar. Çerkes tarihini bir kez gözden geçirin. Ondan sonra yeniden bakın Karadeniz sularına. Rengi mavi mi kara mı o zaman karar verin. UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! 21 MAYIS 1864!