Hayatın içindeki küçük kaçamakları çok severim. İş, aile ve sosyal hayatın içindeki rutinlerinizden kafanızı kaldırıp plansız yapılan eylemlerin damakta bıraktığı lezzet bir başkadır. Ben mesela günü birlik, plansız, ‘hadi gidiyoruz’ dediğimde ‘nereye’ sorusuna cevap vermeden yaptığım gezilerden büyük keyif alırım.

O günün sabahında hemen küçük bir sırt çantası, istikameti arabaya binmeden 10 dakika önce belirlediğimiz bu geziler günler öncesinde planlanan gezilerden farklıdır. Bir defa eğer o yeri ilk defa ziyaret edecekseniz. fazla bilgi sahibi olmadan gidiyorsunuzdur.  Planlı bir şekilde ilk defa gideceğiniz bir yerle ilgili bilgileri geziden günler öncesinden ediniyorsunuz. X yerde nerede gezilir, nerede yemek yenir, nerede eğlenilir, tarihi ve doğal güzelleri nerede şeklinde bilgileri internette ediniyor daha gitmeden o yeri görmeden birçok bilgiye sahip oluyorsunuz. Yani mihmandarınız bölgenin insanı oluyor. Ancak yolunu bile bilmediğiniz, plansız geziler tam bir heyecandır. Gideceğiniz yerden aradığınızı bulamayabilirsiniz. Ancak olsun yol hikayesi yeter! Teknolojiyi bu geziye alet etmem. O yere gittiğimde de google’dan bilgi almak yerine yerel halkla konuşurum. Nerede gezilir, nerede yenir şeklinde bilgiler alırken bir bakıma o yörenin insanını tanırım. Sen bir şeyi sormak için affedersiniz dersin laf lafı açar bakarsın koyu bir sohbet başlar. Sora sora gezer, sora sora yemek yeriz. Eğer gittiğim yerde gezeceğim yerler arasında mesafeler çok uzun değilse aracı bırakır yaya giderim. Mutlaka o bölgeye has bir ürünü ya da hediyelik eşyasını almadan dönmem. Ve bu tarz geziler bende damağımda büyük lezzet bırakır. Hayatınıza kısa molalar verin ve bunu plansız şekilde yapın. İnanın büyük sürprizlerle karşılaşacaksınız.