Nerede o eski bayramlar sözü artık tamamen yerine oturmaya başladı sanırım. Virüs hayatımıza girdiğiinden beri Ramazan bayramlarını yasaklar olduğu için sevdiklerimize hasret kalarak geçirdik. Kurbanlarda bir araya geldik çok şükür.

Fakat eskisi gibi miydi orası biraz meçhul. İnsanlar evde oturmaktan fazlasıyla sıkıldığı için, kurban bayramlarının tatillerini değerlendirmek adına, aileden çok denize kaçar oldular. Kafa dinlemek istediler. Böylelikle eski bayramların kalabalığı yalnızca denizlerde oluştu. Ailelerde her ne kadar evlatları tatil yapsın isteseler de öylece evlatlarının yollarını gözlemekle kaldılar. Çünkü herkes ailesi yanında olsun ister. Kalabalık bir bayram geçirmek ister. Aynı eski bayramlar gibi...

Bayramda en çok çocuk olmayı severdim. Yeni kıyafetler ayakkabılar alınır, arefe gecesinden baş ucumuzu koyup tatlı bir heyecanla girerdik yatağımıza. Sabah ilk iş uyandığımız gibi de onları geçirirdik üzerimize. Acele bir şekilde kahvaltı yaptıktan sonra da şeker toplamaya çıkardık. Aslında amaç pek şeker olmazdı. Acaba kimler bayram harçlığı verecek, bu bayram kim daha çok para toplayacak derdine düşerdik. O fasıl da bittikten sonra koştur dur arkadaşlarınla sokakta. Kimse karışmaz etmezdi. Belki de en çok çocukken güzeldi bayramlar...

Şimdi durumlar daha da farklılaştı tabi. Teknolojinin de gelişmesiyle birlikte çocuklarımızın hepsinin elinde ya tablet ya da telefon var. Bu yüzden şeker toplamayı geçtim, sokağa çıkıp arkadaşlarıyla bile oynamak istemiyorlar.

Bugün ile karşılaştırma yapmak için yazmıyorum bu yazıyı. Elbetteki değişen şeyler olacaktır hayatımızda. Benim değişen şeylere inat hala inandığım bir şey var. Şimdiki çocukların çoğu hala hissediyor eski bayramların tadını.. İyi bayramlar...