Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak, yakın olmak anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak da, Kurban Bayramı günlerinde ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.

Kurban kesmek; alınan hayvanın kilosuyla övünmek, kurban sohbetleri içerisinde et tartışmaları yapmak değildir elbette. Kurban kesmek; sadece kan akıtmak ta değildir. Kanla birlikte beynimizdeki, gönlümüzdeki İslam’a aykırı bütün duygu, düşünce ve yaşam biçimlerini kurban için açılan çukura gömmek,  ben kavramını biz kavramına dönüştürmek, din kardeşlerimize karşı beslediğimiz nefret duygularını içimizden söküp atmak, iman ve İslam basamaklarını aşıp ihsan mertebesine yükselebilmektir. Esas üzerinde durulması gereken kurban edilen hayvan değil, bu hayvanın niçin kurban edildiğidir.

Kurban yakınlaşarak yükselebilmektir.

İnancımıza göre insan kurban edilmemiştir ve insanı kurban etmek yoktur. Kurban fıtratın uzağında yaşamayı marifet zanneden insana "yaklaş" çağrısıdır. Rabbimizin bize yaklaşması değil, (çünkü O, bize zaten şah damarımızdan daha yakındır.) bizim O’na yaklaşmamız hatta teslim olmamızdır. O’na teslim olarak O’nun katındaki değerimizi yükseltebilmektir.

Nasıl yaklaşacağız Rabbimize?

Bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da niyetimizi sırf O’nun rızasını kazanmaya yönelterek, günahların her birinden uzak durarak, muttakilerden olabilmeyi ideallerimiz arasına alarak, olduğumuz gibi görünüp, göründüğümüz gibi olarak yaklaşmalıyız Rabbimize.

 Kurban paylaşmaktır.

Kurbanda, kurban kesen hane halkı ve çocuklar üzerinde görülmesi gereken olumu değişim ve gelişmelere imkân sağlayacak fikri ve psikolojik ortamın sağlanması gerekir. Çocuklarımızda, uğruna kurban edeceğimiz, gerektiğinde kurban olacağımız değerlere bağlılık bilinci geliştirilmelidir. Kesilen kurbanın paylaşılmasında çocuklarımıza görev ve sorumluluklar vererek onlarda paylaşma ruhu ve ahlakının oluşmasına çalışılmalıdır. Bayram günlerinde sadece kesilen kurban eti paylaşılmaz. Sevgi ve üzüntülerimiz de paylaşılmalıdır.

Kurban kesmek kolay, kurban olmak zordur.

İnancımıza göre sadece yüce Allah adına kurban kesilir ve sadece yüce Allah’a kurban olunur. Anadolu insanı “kurban olduğum”, “ kurban olayım” , “Annen sana kurban olsun” deyişlerini sıklıkla mecazi anlamda kullanır. Türkçemizde bu ifadeler çoğunlukla aşırı sevgi ve hayranlık ifadesi olarak, bazen de yalvarma, yakarma anlamlarında mecazen kullanılagelmiştir.

Allah’a kurban olmak demek, O’nun sevgisini kazanmak için O’na teslim olmaktır. Tıpkı kurbanı kesen Hazret-i İbrahim (as) ve İsmail (as) gibi. Onlar da Allah’ın emrini yerine getirmek için O’na teslim olmuşlardı.

Kurban Allah Teâlâ’ya teslimiyetin sembolüdür.

“Yaratana Kurban” deyip kurban kesen Müslümanlar yukarıdaki her iki mecazi anlamı kullanarak Rablerine karşı duydukları aşırı sevgi, saygı, hayranlık ve bağlılıklarını             dile getirir ve yalvarıp yakarırcasına bağışlanma ve yakınlık talep ederler. Müslümanlar bu yakarışları ile adeta Hz. İsmail'in teslimiyeti ve Hz. İbrahim'in sadakatinde bağlı ve sahip olduklarını gösterirler.

Kurban, yok olma değil, yakın olma anlamında yer etmeli zihinlerimizde. Yakınlığa, yakınlaşmaya çağırmalı. Ayrılığa ve ayrışmaya değil.

Sözü söz ustası Necip Fazıl Kısakürek’in şu dizeleri ile bitirelim.

Her şey, her şey şu tek müjdede;

Yoktur ölüm, Allah diyene

Canım kurban, başı secdede,

İki büklüm, Allah diyene

Arife günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar her farz namazın sonunda teşrik tekbirlerini okumayı unutmayalım. Bayramınız mübarek olsun.

"Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" . “Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah'a mahsustur”

 

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü