Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl “Mevlid-i Nebi, Camiler ve Din Görevlileri Haftası, Ramazan Ayı” gibi vesileler ile önemli konuları kamuoyunun gündemine taşımaktadır. Bu yıl 11 Rabiulevvel 1444 - 7 Ekim 2022 Cuma gününü Cumartesiye bağlayan gece “Mevlid Kandili’dir.”

Bilindiği gibi her yıl 1-7 Ekim tarihleri arası da “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanmaktadır. Tarihlerinin yakın olması göz önünde bulundurularak bu sene “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” ile “Mevlid-i Nebi Haftası” nın birlikte kutlanmasına karar verilmiştir. Hafta teması ve hafta vesilesiyle düzenlenecek olan “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” nun konusu ise; “Peygamberimiz, Cami ve İrşat” olarak belirlenmiştir. Sempozyumun amacı; “Hz. Peygamberin davet ve irşat metodundan hareketle içinde bulunduğumuz toplumun ve zamanın ruhuna uygun bir strateji geliştirmeye çalışmak, İslam medeniyetinde caminin önemine güçlü bir şekilde vurgu yapmak, cami merkezli irşat faaliyetlerinin değerlendirmesini yaparak bu konuda bir gelecek perspektifi belirlemeye gayret etmek, günümüz dünyasında Diyanet İşleri Başkanlığınca toplumun farklı kesimlerine yönelik gerçekleştirilen irşat faaliyetlerinde kullanılması gereken dil, takip edilmesi gereken üslup ve metot noktasında ortaya konan fikir, düşünce ve tecrübelerden istifade etmek” olarak özetlenmiştir.

İrşat, tebliğ ve davet, İslam’ı insanlarla buluşturma ve yaşatma faaliyetlerinin özünü teşkil etmektedir. Tebliğ ve davet henüz Müslüman olmamış kimselere; irşat ise İslam’ı din olarak kabul etmiş olanlara yönelik olarak gerçekleştirilen din telkini, eğitimi ve öğretimidir. Hz. Peygamber, içinde bulunduğu toplumda önce akrabalarından başlayarak (Şuarâ, 26/214) insanları, hikmet ve güzel öğütle İslâm’a davet etmekle (Nahl, 16/25) görevlendirilmiştir. O (s.a.s), yeryüzünde fitne ve fesat ortadan kalkıncaya, din tamamen Allah’ın oluncaya kadar mücadele etmiştir.

Vahyin gözetiminde devam eden Sevgili Peygamberimizin davet ve irşat faaliyetlerinin başarıya ulaşmasında hiç şüphesiz takip edilen nebevî yöntem etkili olmuştur. İnanç ve gayreti, samimiyet ve ihlası, güvenilirliği ve doğruluğu, sabrı ve merhameti, fesahat ve belâgati, bu süreçte Hz. Peygamberin en büyük yardımcısıdır. O, muhataplarına değer vermiş, onları iyi tanımış; onların aklî derecelerine, toplumsal seviyelerine ve içinde bulundukları şartlara göre hareket etmiştir. Tebliğ ettiklerini önce kendisi yaşamış ve her zaman dediklerinin canlı bir misali olmuştur. Onun içindir ki her sözü, insanlara tesir etmiştir. Şefkat, merhamet ve hoşgörüsüyle, mütebessim çehresiyle, tatlı dili ve teşvik edici üslûbuyla gönüllere dokunmuştur. Yüze vurmadan hataları düzeltme ilkesini benimsemiş, genel ifadelerle yanlışlıkları dile getirerek muhatapları uyarmaya çalışmıştır. “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sevdirin, nefret ettirmeyin.” (Buhârî, İlim, 11) buyurmuş ve bunu bir hayat düsturu haline getirmiştir. Muhataplarının istekli olup olmadığını dikkate almış; sözlerini, dikkatlerin dağılmayacağı bir süre içinde, kısa ve özlü bir şekilde ifade etmiştir. Çarpıcı sorularla muhatapların dikkatlerini söyleyeceği şeylere yöneltmiş, önemli gördüğü konularda meselenin daha iyi anlaşılması için sözünü üç defa tekrar etmiştir. Davet ve irşatta örneklerle tasvir, yani temsil metodunu uygulamış; inanç, amel ve ahlak konularına dair kıssalar anlatmıştır. İrşat faaliyetlerinde toplumun bütün kesimlerine özel ilgi göstermiştir.

Mekke döneminde Müslümanların müstakil bir mabedi yoktu. Müslümanlar, tebliğin ilk yıllarında müşriklerin engellemeleriyle karşılaşmadıkları zamanlarda Kâbe’nin yanında, diğer zamanlarda ise evlerde ibadetlerini eda ediyorlardı. Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın evi toplantı, tebliğ, irşat ve ibadet amacıyla kullanılmıştır. Resûl-i Ekrem’in Risâlet’inin Medine döneminde ise mescidin/caminin müstesna bir yeri vardır ve Medine’de cami, sosyal hayatın merkezi ve kalbidir. Hz. Peygamber, mümin şahsiyetini inşa etmek, müminlerin gönüllerini imar etmek, zihinlerini beslemek, birlik-beraberlik ve kardeşliklerini pekiştirip aralarında sevgi ve dayanışma bağı kurmak, imanın ve İslam’ın toplumsal boyutlarını geliştirmek için camiyi merkez olarak kullanmıştır. Hz. Peygamberi örnek alan ümmeti de cami merkezli bir medeniyet inşa etmiştir.

Yüce dinimiz İslam’a davet görevi ve Müslümanları irşat etme vazifesi, Peygamber Efendimizden sonra ümmet-i Muhammed’in uhdesine verilmiştir. Bu ulvî vazifeyi başta Diyanet İşleri Başkanlığı mensupları olmak üzere bütün Müslümanların öncelikli gayelerinden biri olmalıdır. Günümüz dünyasında İslam’ın davet ve irşat dilini güncelleyebilmenin, etkin ve verimli bir yöntem geliştirebilmenin yolları aranmalıdır. Değişen dünya şartlarında camilerimizi imar etmek, irşat ve irfan mektebi haline getirmek, hayatın merkezine yeniden taşımak için neler yapılması gerektiğine dair çalışmalar yaparak bir yol haritası belirlemek ve bu yolda kararlılıkla yürümek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en temel görevlerinden birisidir.

Bu görev idraki ile Başkanlığımız 2022 Mevlid-i Nebi, Camiler ve Din Görevlileri Haftası afiş ve davetiyelerinde Hz. Muhammed’in çağrısını şöyle belirlemiştir;                                                                                                 

Onun çağrısı;

Camiye ve Huzura

İbadet ve Kurtuluşa

İmana ve Güzel ahlâka

İyiliğe ve Takvaya

Birliğe ve Kardeşliğedir.

ÇAĞRIYA KULAK VER!

Din görevlilerimiz gece-gündüz vatandaşlarımızı camiye ve huzura, ibadet ve kurtuluşa, imana ve güzel ahlâka, iyiliğe ve takvaya, birliğe ve kardeşliğe çağırıyorlar. Hepimiz bu çağrılara kulak verip belirtilen temel kavramlara sımsıkı sarılmamız gerekir.

Bu vesileyle ezan ile başlayıp sala ile son bulan hayatımıza rehberlik eden din görevlilerimizden, camilerimizin en değerli varlığı olan cemaatimizden ahirete irtihal edenlere rahmet, hayatta olanlara sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum. Yüce Rabbim, yurdumuzu camisiz, camilerimizi cemaatsiz, minarelerimizi ezansız bırakmasın!

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü