Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunundan en çok etkilenen illerden biri de hiç kuşkusuz Balıkesir oldu. Erdek, Bandırma ve Marmara Adası’nı etkisi altına alan müsilaj başta su altındaki canlılığı tehdit ettiği gibi turizm, balıkçılık gibi bölgenin en önemli gelir kaynaklarına da zarar veriyor.

Sorunun baş göstermeye başlamasıyla birlikte Balıkesir Büyükşehir Belediyesi de kendi gücü doğrultusunda çalışmalara başladı. Bir tane gemi kiralanarak temizlik çalışmaları başlarken yakın zamanda sosyal medyaya belediye ekiplerinin vidanjörle müsilaja karşı mücadelesi yansıdı.  İlk bakışta bu mücadele şekli yetersiz ve komik gözüktü. Hatta bu mücadele şeklini eleştirenler oldu. Ancak şu var ki; Marmara Denizi’ndeki kirliliğin tek sebebi Balıkesir değil. Türkiye sanayisinin büyük bölümünün yer aldığı Marmara’daki tüm fabrika ve kuruluşların pisliği maalesef denize aktarılıyor. Bir de buna derin deşarj yöntemiyle atık suların boşaltılmasını eklersek Marmara Denizi içindeki pisliği artık bir yere kadar baskılayabildi ve sonunda bu yüke dayanamayıp kirliliği kustu. Marmara Denizi’ndeki kirlilik kapitalizmin doğayı ve çevreyi nasıl kullanışsız hale getirdiğinin en güzel örneğidir. Müsilaj sorununa neden olan şehirlerden biri de olmasına rağmen bu sorunun tek sorumlusu Balıkesir değildir. Bu yüzden Balıkesir bir gemiyle değil 10 gemiyle de mücadele etse Marmara Denizi’ndeki diğer şehirlerin mücadelesi olmazsa ortaya konulan gayretler anlamsız hale gelir. Bunun içindir ki olaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı el koydu. Yerel yönetimlerin gayretleri ve inisiyatifiyle bu iş götürülemez. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin iyi niyetle ortaya koyduğu mücadele yeterli olmasa da sorunun giderilmesi adına önemli bir adım ve motivasyon kaynağıdır.  Eleştirilerimizi yaparken 25 milyon insanın yaşadığı Marmara Bölgesi’nin ortaya çıkan pisliğini tek başına Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine yıkmak insani ve vicdani bir konu değildir.