Sevgi, tüm duyguların başlangıç noktası.. Hatta içinde olumsuzluklar taşıyan duyguların oluşmasında önce bile bir parça sevgi vardır. Bu kanıya varmamdaki çıkış noktam "Nefret sevgiden doğar." sözü...

Ama biz olumsuzluk içeren duygulardan değil sadece saf sevgiden bahsedelim bugün. Hatta birine, bir şeye değil de önce kendi kalbimize yöneltelim objektifimizi. Kendimizi ne kadar seviyoruz ya da işin doğrusu kendimizi seviyor muyuz? Ne kadar basit ancak bir o kadar da zorlu bir soru. Mesela en son kendimiz ama sadece kendimiz için ne yaptık? Bu illa ki maddi bir sonuç değil, örneğin en son ne zaman gökyüzüne baktık? O huzuru, mutluluğu duyumsamak için iç alemimize ne zaman kulak verdik?

 

Buradaki yazım amaçları dan biri de engelli arkadaşlarıma ses olmak. Ben bugün onlara da kendimle birlikte farklı bir yönden ışık tutmak istiyorum. Bizler, diğer insanların engellilere bazen insan gibi davranmadığını, kırdığını, incittiğini söyleriz ki gerçekten zaman zaman bu böyledir. O zaman benim engellenen güzel arkadaşım, biraz zorlayıcı da olsa diğer insanların ne ettiği ile en az düzeyde ilgilenip, biz kendi kalbimize, ruhumuza bakalım. Biz sevelim kendimizi, biz kendimize sahip çıkalım.

 

Sözlerime son verirken, Zülfü Livaneli'nin Ada şiirinden iki mısra paylaşmak istiyorum.

"Dünyayı güzellik kurtaracak

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey."

 

Şiirdeki "bir insan" neden kendimiz olmayalım?