Bizim devrin çocukları biraz yanlış zamanda dünyaya gelmiş sanırım. O devir de 90’lar devri oluyor. Kiminle konuşsam her birinin ayrı bir derdi var. Kimisi erken yaşta evlenmiş çocuk sahibi, kimisi hala bekar durumda bir baltaya sap olamamış. İş konusuna gelirsek bir de. Ki en önemli nokta bu! Okuduğu okula, bölüme rağmen o sektörde de dikiş tutturamamış. Neden? Çünkü iş olanağı yok gençlerimiz için ülkemizde çok fazla. Üniversiteden bile mezun olsan o elindeki diploma pek bir iş görmüyor açıkçası. Ya bir tanıdığın olacak, ya da babadan gelen paran! Kaldırın kafanızı bir bakın. Mühendislik okuyan kişi garsonluk yapıyor. Öğretmen olan kişi, markette kasiyer. Ah güzel ülkem... Ne günlere kaldık.

Bizler televizyon ekranında gördüğümüz ünlülere özenen çocuklardık. Büyüyünce bizlerde onlar gibi olacaktık. Ya bir doktor, ya bir mühendis, ya bir şarkıcı ya da ünlü birçok isimden herhangi biri. Şimdiki halimize bakın bir de. O hayalleri ne akla hizmet kurardık acaba? Hepimiz heba olup gidiyoruz. Gençler, sevmedikleri işlerde çalışmak zorunda kalıyor. O toz pembe gördüğümüz dünya aslında kapkaranlıkmış da hiç bir çocuğun haberi yokmuş!

Belki bu yaşlara savaşarak geldiniz. Ama o savaşta da çoğu şey istediğiniz gibi gitmedi. Sürekli  beyaz bayrağı siz çekmek zorunda kaldınız. Ya bu hayata güvenerek fazla hayal kurduk, ya da gerçekleri hiçbir zaman görmek istemedik. Bundan sonraki hayatımız bizler için yalnızca ruhani bir savaş. Sanırım bir mucize olmadığı sürece herkes yaşadığı hayatı kabullenmek zorunda. Ruhani savaşımız her zaman bizleri bunalıma sokacaktır. En az zararla kurtulmamız için yapmamız gereken ne biliyor musunuz? Nasıl bakarsan öyle görürsün sözünün hakkını vererek yaşamak. Unutmayın, güzel bakarsak, güzel görürüz...