Toksik mükemmelliyetçilik, kişinin hedeflerinin dış koşullar tarafından belirlenmesine yol açıyor.

Dozunda mükemmelliyetçilik, iş yaşamında kişiye başarı getirirken, bunun aşırı, yani toksik bir boyuta ulaşması, bireyin kendisine ve çevresindekilere zarar verebiliyor.

Kanadalı psikologların yaptığı uzun soluklu bir araştırmaya göre mükemmelliyetçiliğin sağlıklı olanı, kişinin kendisine başarabileceği gerçekçi hedefler koyması, kendini geliştirmeye hevesli olması ve yaşıtlarıyla aşırıya kaçmayacak şekilde rekabet etmesiyle ilişkilidir. Yani bu durumun daha sağlıklısı, bir topluluk içerisinde kişinin diğerleriyle çözüm odaklı iletişim kurmasına yol açabiliyor.  

Ancak işler ters gittiğinde, bu durum olumsuz sonuçlar doğuruyor. Nasıl mı? İngiltere'deki Bath Üniversitesinde yapılan bir çalışmada, toksik mükemmelliyetçiliğin resmen bir moda olacak kadar arttığı tespit edildi. Hatta araştırmacılar bu yükselişin, sosyal medyayla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Çünkü orada insanlar, hayatlarını olduğundan daha farklı ve daha güzel gösterme çabası güdebiliyor.

Bu da diğerlerinin, 7/24 kendilerinden daha mükemmel olduğunu düşündükleri bir yaşamı, dijital ekrandan seyredip 'en iyisi olma' baskısı hissetmelerine yol açıyor. Hatta araştırmacılar bu tarz bir zihniyetin, depresyona, aşırı kaygıya ve intihara yol açabileceğini söylüyor. 

Aslına bakarsanız bu kişiler, başarısız olmaktan öylesine korkuyor ki kendilerine zaten ulaşamayacakları hedefler koyup bu korkularını doğrulamış oluyor. Bu durum da bir müddet sonra kişilerin tükenmiş ve yorgun hissetmelerine yol açıyor. Olumlu bir sonuç elde etmek için çok çalışmak, arada bir kişinin durup dinlenmesini gerektirir çünkü sonra tekrardan çalışacak enerjiyi kendisinde böylece bulabilir.

Ancak bu sorundan muzdarip bireyler, hiç ara vermeden çalıştıkları için enerjileri bir yerden sonra tükeniyor ve başarısız olmaları kaçınılmaz oluyor. Bu insanların, ''ya hep ya hiç'' mantığından vazgeçip hayata bazen orta yollu-ölçülü bir çizgiden bakmayı da öğrenmeleri gerekiyor.

Ayrıca bu bireyler, olayları aşırı genelleme yapmak gibi bazı toksik özelliklere sahip oldukları için hayattaki gri penceleri de göremiyorlar. Böylece bu kişiler, sosyal çevreleri tarafından ''katı ve değişmez'' tutumdaki insanlar olarak adlandırılabiliyor. Bu özellikleri de onların sosyalleşirken, diğerleriyle girdikleri diyaloglarda tartışmalar yaşayıp yalnızlaşmalarına yol açabiliyor. Psikologlara göre bu kişilerin, kendileriyle ilgili bir farkındalık kazanmaya ihtiyaçları var.